Eylül Zamanı

I.

21 Eylül günlerden

Mevsimlerden güz

Yaprak dökümü başlıyor artık

Bir yandan bağbozumu

Buca’nın bağları meşhurdu eskiden

Şimdi zindanı

Bereket aynı bereket

Demirler betonlar kanla sulandı bugün

Direnç mayası çalındı duvarların harcına

Üç yürekle tohumlandı özgürlük

Yıldız yıldız göğe yazdık umudu

II.

21 Eylül günlerden

Mevsimlerden güz

Zulüm çökmüş üstümüze

Lime lime et alır

Zevkle sırıtır katiller

İştahla dövülür

İştahla öldürülür insanlar

Kafatasları kırılır

Saçlı deri parçaları yüzer kan içinde

İnfaz koruma memurları

Kirlenmesin diye pantolonları

Paçalarını sıvayıp koşarlar

Kan duvara sıçrar

Akar usul usul yere

Utanır bilcümle canlılar

Başını eğer yapraklar dallar

Bağbozumuna hazırlanmış meyvelerin suyu çekilir

Sırtlan, çakal, akbaba boynunu büker

Zulüm çöreklenmiş boynumuza

Gözlerden ışıltıyı sökmek ister

III.

Mevsimlerden güz

Günlerden isyan bugün

Umut sımsıcak sarmalamış yürekleri

İsyan ediyor sevgi

Direniyor gözlerdeki ışıltı

“Ağlamak hafifletir kinimizi”

Ağlama yoldaş, bile öfkeni!..

IV.

Barikat zorlanıyor

Kesiyorlar kapıyı

Tavan delik

Bombalar atılıyor

Gözyaşartıcılar

Ses bombaları

Sis bombaları

Sarı

Mavi

Yeşil

Kırmızı

Duvarda Mahir’in resmi

Dumanların arasından gülümsüyor gözleri

“Dayan yoldaş, yeneceğiz faşizmi!..”

V.

Eylül zamanı

Taşlar doğurgan

Beton filizde

Demirler çiçek açmış

Emeklerimiz meyveye durmuş

Yumruk yumruk direnişte duvar boyları

Eylül zamanı

Gün bereketli

Karanlık kırılmış en sert yerinden

Zindan ışıldıyor güz sabahına

Duvarlar türkülenmiş, ölüm neylesin

Zılgıt zılgıt gökyüzünde yoldaş sesleri

1995, Buca

(21 Eylül 1995 Buca Hapishane Direnişi’ne dair, Buca’da yazılan bir şiir)

Egemen güçlerin sindirme ve imha politikalarının bir sonucu olarak 21 Eylül 1995 tarihinde özel giysili, kalkanlı, silahlı timler devrimci tutsaklara saldırdılar. Koğuşlara önce gaz bombaları attılar, ardından kalaslar, demir çubuklar ve coplarla devrimcileri katletmeye başladılar. Katliamda Turan KILINÇ, Yusuf BAĞ ve Uğur SARIASLAN vahşice dövülerek öldürüldü, onlarca tutsak ağır yaralandı.

Buca hapishanesinde yaşanan katliam ilk değildi, son da olmayacaktı. Devrimci tutsaklara yönelik sindirme ve imha politikalarının bir parçası olarak hayata geçirilmişti. 17 Temmuz 1995 tarihinde dört devrimcinin özgürlük eyleminden sonra, devlet güçleri katliam hazırlığına başlamıştı. Tutsaklar mahkemeye götürüldüklerinde bile nedensiz yere dövülüyor, tutsak yakınlarına saldırılıyor, hapishanede büyük mücadelelerle kazanılmış olan haklar teker teker geri alınmaya çalışılıyordu.

Hapishane idaresi hazırlıklarını tamamlayınca 21 Eylül günü katliama başladı. Büyük kısmı kontrgerilla üyesi olan bıyıklı, sakallı özel timler, yüzlerce asker ve polis koğuşlara baskın yaptı. Gaz bombalarıyla devrimcileri etkisiz hale getirdikten sonra demir çubuklar ve kalaslarla saldırıya geçtiler.

Devrimciler kendilerini korumaya çalıştılar, ancak karşılarındaki güç çok büyüktü. Turan KILINÇ, Yusuf BAĞ ve Uğur SARIASLAN kontrgerilla üyeleri tarafından dövülerek öldürüldü. Onlarca tutuklu ve hükümlü ağır yaralandı.

Katiller hakkında açılan soruşturmaların neredeyse tümünde takipsizlik kararı verildi. Bu şekilde devrimci katletmek meşrulaştırıldı ve yeni katliamların önü açıldı. Katliam dizisi 19 Aralık 2000 tarihinde “Hayata Dönüş” operasyonuyla zirveye ulaştı.

kaynak:marksist.org

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here