Cumhuriyet Gazetesi Davasının İkinci Duruşması Başladı

0

Cumhuriyet gazetesi yönetici, yazar ve avukatları hakkında ” PKK/KCK, FETÖ/PDY ve DHCKP/C’ye müzahir oldukları” iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında davanın ikinci duruşması bugün başladı.

Cumhuriyet gazetesi davasında tutuklu yargılanan Akın Atalay, Murat Sabuncu, Kadri Gürsel,Ahmet Şık ve Emre İper bugün Silivri Cezaevinde ikinci kez hakim karşısına çıkıyor.

Emre İper, 158 günlük tutukluluğunun ardından ilk kez savunma yapıyor.

Güncelleme 11.46 Nevzat Tüfekçioğlu’ndan sonra Cumhuriyet çalışanı Miyase İlknur tanık olarak çağrıldı.

Miyase İlknur: “İlhan Tanır gelmesin” demedim, Ayşe Yıldırım’la ilgili sorulara “Bilmiyorum” yanıtını verdim.Ya ben getiriyorum, bazen de onlar bana bir öneri getiriyor. Haberin girip girmeyeceği, hangi sayfada gireceği yazı işleri toplantısında konuşulur.

Mahkeme Başkanı: Gazetenizde uygulama nasıl? Siz eski bir muhabirsiniz. Bir haberi getirdiğinizde nasıl bir yöntem izleniyor?

Miyase İlknur: Ben öyle bir şey demedim olup olmadığını bilmediğimi, Haberdar’da çalıştığını bildiğimi söyledim. İfadedeki beyanlar arka arkaya sorulmuş 5-6 sorunun birleştirilmesi “MİT haberi neden Cumhuriyet’e verildi” dedi. “Başka nereye gidecek. Yandaşa mı gidecek” dedim. Ayşe Yıldırım ile ilgili “Hangi kanalla Kandil’e gitti” diye sordu, bilmediğimi, o alanda haber yapanlar hangi kanalla gidiyorsa öyle gitmiş olabileceğini söyledim. “Kendi mi gitti, gazete yönetimi mi gönderdi” dedi, kendi önermiş de olabileceğini, kendisine bildirilmiş de olabileceğini söyledim.

Mahkeme Başkanı:Onunla çalışmak istemediğinizi söylemediniz mi?

Miyase İlknur: Savcı bana sorduğunda Tanır’ın FETÖ’cü

Mahkeme Başkanı: İlhan Tanır’ın bu gazetede olmasını tercih etmediğinizi söylemişsiniz

Miyase İlknur: Duyumlar tahribata ve erozyona da uğrar. Savcı, icra kurulu ne zaman kuruldu diye sordu. Vakıf konusu benim alanım dışında olduğu için ne zaman kurulduğunu, yetki alanını bilemem. Yıldız’ın yönetiminin son dönemlerinde kuruldu.

Mahkeme Başkanı: Duyum ve yorumlar tanıklığın önemli unsuru.

Miyase İlknur: Ben zoraki bir tanığım çünkü kendi isteğimde gitmedim. İki kez çağrıldım. Telefonla çağrıldığımda tanıklık yapmayacağımı, gazetede yöneticilik sıfatımın olmadığını, vereceğim bilgilerim duyum ya da yorum olacağını ve hukuki delil olmayacağını zabıt katibine söyledim. Sonra celp geldi. Ben sadece haberlerim olduğu zaman yazı işleri toplantısına çıkan biriyim. Bilgilerim duyum ve yorumlarım. Bunun işe yarayacağını düşünmüyorum.

Güncelleme 11:46 Nevzat Tüfekçioğlu: : Olmamıştı. Bu aşamada Orhan Erinç söz alarak “Kıdem tazminatları şirketten ödendi daha sonra Vakıf tarafından bu meblağ şirkete hibe edildi” dedi.

Savcı: Alev Coşkun’un İnan Kıraç’ın oyunun geçersiz sayılmasıyla ilgili itirazı olmuştu. Şehir dışında olup da oyunu böyle kullanmak isteyen başka örnek olmuş muydu?

Güncelleme 11:45- Nevzat Tüfekçioğlu: 20-30 kişi oldu. Kıdem tazminatları zararına artması pahasına şirket gelirinden karşılandı.

Mahkeme Başkanı: Daha sonra işten çıkarma oldu mu? Elden çıkarılan arsa ve bina ile ilgili bilginiz var mı?

Güncelleme 11:44-Nevzat Tüfekçioğlu: İfademe bir ekleyeceğim yok. Sorunuz var mı?

Mahkeme Başkanı: (ifadesini hatırlarak) “Mali durumun düzeltilmesi için gerekli tedbirlerin alınmamış olması istifamızda etkili olmuştur” ifadenizi açıklar mısınız?

Güncelleme Nevzat Tüfekçioğlu: Gazetenin basıldığı şirket iki yıl üst üste iflas etmişti. Basılan gazetelerin iadesi çoktu. Bazı ekonomik tedbirler alınması gerekiyordu ama alınmadı. “Personel çıkarmak için kıdem tazminatı ödemek.

Güncelleme 11:43- Aykut Küçükkaya’nın sorgusu tamamlandı Cumhuriyet Vakfı Eski Yönetim Kurulu Üyesi Nevzat Tüfekçioğlu tanık olarak dinleniyor.

Güncelleme 11:40: Aykut Küçükkaya: Muhabirlerimin her gün şikayetleri olur. Muhabirlerimizin devamlı dinamik olması için onları motive ederim. Onda da herkes çok iyi olduğumu bilir. Bir muhabirimizin bir başlığı beğenmemesi onun şahsi kanaati. Ama bu yazı işlerine bildirildi mi? Kısmına gelince, olabilir ya da olmayabilir. Benim önümden her gün yüze yakın haber geçer. Muhabirlerin özellikle 1. sayfa için. Başlıkla ilgili bir problemi olamaz.

Savcı: Ali Açar ifadesinde bu başlıkla ilgili rahatsızlık duyduğunu ve size söylediğini, sizin de bunu yönetime ileteceğinizi söylemiş Bunu hatırlıyor musunuz?

Aykut Küçükkaya: Başlıklar yazı işleri masasında tartışılır. “Eksik Demokrasi” başlığını GYY atmıştır, ya da yazı işleri müdürü atmıştır. Bir muhabirin haber başlığı ile ilgili sorgulanması abes bir durum.
Mahkeme Başkanı: Eksik Demokrasi” başlığını GYY attı demişsiniz.

Güncelleme 11.30 – Aykut Küçükkaya: İçerideki arkadaşlarımızın bilmediği bir şeyi açıklamak istiyorum. 2 Ocak günü hakkında FETÖ soruşturması olan Savcı İnam tarafından çağrıldım. Hangi sıfatla çağrıldığım çağrı kağıdında yazmıyordu. Bu ifade sorgusu 2 saat sürdü. 2 saat süresince bize 100’e yakın soru yöneltildi. Ancak ne yazık ki ifade tutanağına böyle geçmedi. bu süreçte bazı yanlış anlaşılmalar olmuş olabilir. Yanlışlıklar derken, ifadeye avukatsız olarak gittik bu nedenle itirazımız dikkate alınmadı. Sorulan soruya yanıt verirken açıklama gibi yer aldı. İfade tutanağındaki bazı bölümler iddianameye alındığı için sanki soru sorulmadan böyle bir açıklama yapmışız gibi anlaşılıyor.

Güncelleme 11.20 – Eski Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Yıldız’dan sonra Cumhuriyet Gazetesi Haber Kordinatörü Aykut Küçükkaya tanık olarak dinleniyor.

Güncelleme 11.05 – Duruşmada tanıklar dinleniyor.

Güncelleme 11.02 – Tanık olarak dinlenmek üzere Cumhuriyet Gazetesi’nin eski genel yayın yönetmeni İbrahim Yıldız çağrıldı.

Güncelleme 10.57 – Mahkeme Başkanı: Bir sanığın günlük olarak ne yaptığı mahkemelerin ilgisini çeken bir şey değildir. Ama enteresan bir şekilde sizin ByLock hattınız sizin güzergâhınızı izliyor. Sizin gittiğiniz yerleri takip eden bir ByLock silsilesi var izah eder misiniz?

Emre İper: ByLock sadece bir kişide yok. Bir sürü kişide var. Burada bir kişide bu uygulama varsa buradaki IP çakışmamızdan hepimizde gösterir. Bahsi geçen HTS kayıtları iş saatleri ve güzergahı. ama HTS kayıtları da tutarsız. ByLock kayıtarı yanlış demiyorum, benim değildir diyorum. Ben sabah yola çıkıyorum, internete giriyorum. Yola çıktığımda beraberimdeki insanlarla aynı IP’yi kullanıyoruz. Benim telefonumda ByLock yok. ama HTS kayıtlarıyla buradaki bir kişide ByLock olması herkesi ByLockçu olarak gösterebilir.

Güncelleme 10.51 – Duruşma Emre İper’in sorgusuyla devam ediyor. Mahkeme Başkanı İper’den bir gününü nasıl geçirdiğini anlatmasını istedi.

Güncelleme 10.30 – Emre İper: “ByLock adlı programla ilişkilendiren terör örgütüyle hiçbir ilişkim olmadığı ve olamayacağı gibi, telefonumda da böyle bir program yoktu. Bunun üzerine gazetemiz bilgi-işlem yöneticisi Yusuf Güler’e giderek telefonumdan imaj almasını istedim. Gerçek bir suçlu böyle mi yapar? Ben kaçmadım, tek delil olan telefonumu da denize atmadım. Tam aksine böyle bir şey olmadığına emin olduğum için kanıt topladım. Bilirkişi Koray Peksayar telefonda ByLock’a rastlanmamıştı dedi Emniyet raporu da “ByLock vardır ” diyemiyor. Benim bir ByLock kullanıcısı olmadığım açıktır. Bu nedenle iddianamede belirtilmiş olan “mesajlaşma programını telefonuna yükleyerek sisteme dahil olmuştur” ifadesi yanlış bir ifadedir. Gerçeğe tamamen aykırıdır.”

“Tweette yazmış olduğum “elbise DAR Beğenmedi” ifadesindeki “DAR” ve beğenmedi kelimesindeki “BE” hecesini büyük yazarak oluşturmuş olduğum DARBE kelimesinin 15 Temmuz darbesi ile ilişkilendirilmesi tam bir zorlamadır. Burada amaç, Sayın Davutoğlu’nun Pelikan dosyası ile medyaya da konu olan AKP başkanlığından alınma sürecine gönderme yapmaktır.

“İddianameye konu olan ikinci tweetim ise 15 Temmuz gecesi saat 01.14’de yazdıklarımdır. Birincisi, ülkesini sevmeyen biri olsam “Canım ülkem” diyerek söze başlamaz ve ülkemizin geçirdiği zor durumları anlatmak için “neler gördün” demezdim. İkincisi “sanal darbeler ve oyundan darbeler” ile anlatılmak istediğim aslında darbe olgusuna karşı olmamdır. Paylaşımlarım fikir özgürlüğü kapsamında da hiçbir suç içermemektedir. Hiç kimseye hakaret ve tehdit yoktur. Hiçbir grubu övmek ve destek vermek yoktur. Hatta eklerde sunduğum 15 Temmuz’dan çok önceki kimi paylaşımlarımda da FETÖ’cüleri bir terör örgütü olarak gördüğüm açıktır. Gözaltında evimden alınan CD, flaş disk ve bilgisayarda da herhangi suç unsuruna rastlanmamıştır.”

“FETÖ/PDY örgütünden hiç kimseyle irtibatlı olmadığım onlarla hiçbir organik bağım olmadığı belgelenmiştir. Sonuç olarak benden de FETÖ’cü çıkmaz. O terör örgütünün en çok zararını gören insanlardan da biriyim. Arkadaşlarım ve ailemden insanlar da onların kurdukları kumpas davalarında yargılandılar. Onların gazete binasına attırdıkları el bombaları benim çalıştığım cama geldi. Ben Cumhuriyet’te çalışmaya devam ettim. Beni FETÖ’den bir gün tutmanızdansa ömür boyu sorgusuz sualsiz tutmanızı tercih ederim. Utanç verici bu davadan beraatimi talep ediyorum.”

Güncelleme 10.25 – Cumhuriyet davasının ikinci duruşması, gazetenin muhasebe çalışanı Emre İper’in savunmasıyla başladı.

Güncelleme 10.20 – Mahkeme başkanı seyircilerin arasında arka sıralarda oturan jandarma görevlilerinin mahkeme salonu dışına çıkmasını istedi.

Güncelleme 09.45 – Duruşma salona girişleri tek noktadan sağlamak için jandarma kapıyı adeta ablukaya aldı. Cep telefonu, bilgisayarın alınmayacağı duruşmada izleyiciler kimliklerini vererek ve üst aramasından geçirilerek salona alınacağı için girişte de uzun bir sıra oluştu.

Güncelleme 09.40 – CHP milletvekilleri de duruşma salonu önünde bir açıklama yaptı. Açıklama metnini kendisi de eski bir gazeteci olan CHP Milletvekili Barış Yarkadaş okudu.

CHP Grup Başkan Vekili Engin Altay ise ” Her şeye rağmen bu kampüsten bizlere nefes aldıracak bir karar ile ayrılmak istiyoruz” şeklinde konuştu. “Siyasi iktidarlar baski ile korunamaz” diyen Altay “İktidarlar baskıya gazetecileri tutuklayarak göstermeye başlamışsa bu sonun başlangıcıdır” ifadelerini kullandı.

Güncelleme 09.35 – HDP İstanbul MilletvekiliFiliz Kerestecioğlu, duruşma öncesi gazeteciler tarafından yapılmak istenen basın açıklamasına valilik tarafından izin verilmediğini belirtti; metni “gazeteciler adına” okudu.

Kerestecioğlu, şunları söyledi:

“Basın açıklaması yapmak isteyen gazeteci arkadaşlarımı engelleyen bir iktidarla karşı karşıyayız. O zaman biz de gazeteciler yerine onların metnini okuyoruz şu anda. Gazetecilere özgürlük. Gazetecilere yönelik baskıların simgelerinden Cumhuriyet davasının ikinci duruşması için Silivri’deyiz. Tutuklu arkadaşlarımızı alıp dönmeyi istiyoruz. Sadece onların değil, bütün tutuklu gazetecilerin özgürlüklerine kavuşmasını istiyoruz.

Türkiye’de yüzlerce gazeteci hapiste. Binlerce gazeteci işsiz kaldı. Muhalif gazeteler ve gazeteciler, iktidarın icraatlarını eleştirdiği her haber nedeniyle soruşturmalara maruz kalıyor. Cumhuriyet’in beş yazar ve çalışanı hala tutuklu. Gazetecilerin tutuklanması gerekçesi arasında yayın politikasının değişmesi dahil yer alabiliyor. Yüzlerce internet sitesi, anayasaya aykırı erişim engeli kararlarıyla kapatılırken, sansür ve otosansür olağanlaşıyor. Onlarca gazeteci, baskı ve sansür nedeniyle ülkeyi terk etti. Basın özgürlüğü için, demokrasi için milyonlar direnmeye devam ediyor. Halkın haber alma hakkı önündeki, basın özgürlüğü önündeki engellere son verilsin. Gazetecilere özgürlük. Bu aslında gazeteci arkadaşların okuması gereken bir metin, biz temsilen okuduk. Bu utanç da buraya yeter sanıyorum.”

Leave A Reply