The B20 Summit at the G20 Summit 2014. Photograph by Penny Bradfield/G20 Australia

G-20’nin kabaca tanımını  Dünyanın en büyük ekonomisini oluşturan 20 ülke ve Avrupa komisyonunun bir araya gelerek, Bütün Dünya halklarının ekmek ücretlerinden soludukları havaya kadar konuştukları  bir zirve olarak yapabiliriz. Kağıt üzerinde insanlara masumane görülebilecek bir çok konu başlığını da içeren  bu zirvenin geçtiğimiz dönemini, Türkiye’nin Yolsuzlukla mücadele dönem başkanı olarak geçirdiğini belirterek ne seviye halk yararını(!) düşündüklerini  doğru ifade edebilmiş oluruz sanırım.

2015 G-20 zirvesinin konu başlıkları da Suriye, Mülteci krizi ve Işid olarak belirlenmiş durumda.  Peki Devrimcilerin G-20’ye karşı çıkışlarındaki sertlik,  zirveye katılımcıların klasik manada Sermayenin büyük temsilciliğini yapıyor ve Emperyalist ülke denildiğinde ilk etapta akla gelecek ülkelerin başlarında bulunmaları gibi sade bir maksat mı taşımakta?

G-20 zirvesi Emperyalist birlikteliklerin pekiştiği bir ortamı yaratmakta. Küresel hale gelmiş olan sermayenin nasıl işletileceğinin konuşulacağı bu zirveden daha önce çıkan kararlar ve sözde başarı tabloları arasında 2008 ekonomik krizi sonrası FED halktan aldığı vergileri ile Büyük şirketlere hibe yaparak ekonominin rahatlatılması, 2014 yılının G-20 zirvesinde dahiyane(!) brisbane aksiyon planı ile de Küresel dış ticarete büyük teşvikleri ve Bütün Merkez bankalarının birbirlerinin işine gelecek şekilde hareket etmesi kararlaştırılmıştır. Bu kararlar aynı zamanda Kamunun parasının Sermaye yanlısı kullanılması demektir.

Her Ülkenin sermayesinin halkın parasını kullanırken stratejilerini belirleyen dahiyane(!) kararlarının tabanını oluşturan bütün fikirler  G-20 zirvesinden çıkmaktadır. Her ülkenin  devrimci pratiğinin kendi halkının çıkarını kollaması ve kendi iç dinamikleri ile Ülkelerinin egemen güçlerine karşı mücadelesinin birleştiği Enternasyonel noktanın en büyük muhalifi günümüzde G-20’dir.

Köleci toplumdan bu yana feodal beylikler, Patron ağa devletleri  ve işleyen süreçte gelişen Kapitalist teori bu gün G-20 ve benzer zirveler ile Küresel ekonomi üzerindeki mutlak hakimiyetlerini arttırmaktadır.

Bir süre daha devam edeceği aşikar olan bu sermaye düzeninin işlerliliğinde G-20 zirvesinin, Türkiye halkı adına en büyük kayıp bilançosu da şüphesiz ki ülkemizde gerçekleşen katliamların ve halk zulmünün meşruluk zemininin yaratılma ihtimalidir. Birkaç gün içerisinde gerçekleşen Paris Katliamının, 11 eylül saldırısı gibi fırsat belirlenip Ortadoğu’yu bir savaş ortamına daha çekmesi , Savaş naralarını hiç eksiltmemiş olan Türkiye hükümetinin ağzını sulandırabilecek bir senaryo olacaktır.

Emekçileri günümüz karanlığına boğanlar ve AKP’nin yönetim krizlerinden ayakta çıkmasını sağlayan Yeni Dünya düzeni kapımıza kadar gelmiş bulunmaktadır. Bugün ülkenin aydınlık geleceğini kurma iddiaa’sını taşıyan bizler; Ortadoğu’yu kana bulayan , Suriye halklarını evlerinden eden, Işid’i yaratan sermayenin Ülkemizde protokollerce karşılanıyor olmasına sessiz elbette kalamayız.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here