Kıdem Tazminatı, ülkemizde ilk defa 1936 yılında kabul edilen 3008 sayılı İş Kanunu ile yürürlüğe girmiştir. 3008 sayılı İş Kanunun 13. Maddesinde: “Bilumum işçiler hakkındaki fesihlerde, beş seneden fazla olan her bir tam iş senesi için ayrıca on beş günlük ücret tutarında tazminat dahi verilir.” düzenlemesi yer almıştır. Yani ilk şart beş yılık çalışma süresini doldurmuş olmak idi. Bu şartı yerine getiren işçiye her bir tam yıl çalışma için 15 günlük ücret tutarında tazminat verileceği öngörülmekteydi. 1950 yılında yapılan değişiklerle durum işçi lehine biraz daha iyileştirilerek, 5 yıl çalışma şartı 3 yıla düşürülmüştür.
931 sayılı Kanun ile 3008 sayılı Kanun Mülga edilmiş, süre ve 15 günlük ücret korunmakla birlikte, işçi lehine bir kısım düzenlemeler eklenmiştir. İşçi bu Kanunla birlikte, muvazzaf askerlik nedeniyle ayrılmakla, hastalık nedeniyle işveren tarafından işten çıkarılmakla da kıdeme hak kazanmaktadır. Ayrıca ölüm halinde de kanuni mirasçıları Kıdem Tazminatı hakkına sahip olacaktır. Keza bir iyileştirme daha yapılarak “iş yılı” ifadesi kaldırılmış ve “takvim yılı” kabul edilmiştir.
Mülga olan ancak kıdem tazminatı maddesi halen yürürlükte olan 1475 sayılı Kanun’da ise 14. Madde kıdem tazminatına ayrılmıştır. Ayrıntılı düzenlemede, genel olarak işveren tarafından yapılan ve işçinin ahlak ve iyiniyete aykırı olmayan davranışlarından kaynaklanan tüm fesihlerde, işveren kıdem tazminatı ödemek zorundadır. Sağlık sebepleri ve işyerinin çalışmasını engelleyen zorlayıcı sebepler ile işçinin haklı nedenle iş sözleşmesini feshettiği tüm durumlarda da işveren yine kıdem tazminatı ödemek zorundadır. İşçi her bir takvim yılı çalışması için 1 aylık giydirilmiş brüt ücreti tutarında kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Yani çıplak ücretin yanı sıra süreklilik arz eden sosyal yardımlar ve parasal değer taşıyan diğer tüm yardımlar, 30 günlük değerleri hesaplanmak suretiyle işçinin ücretine eklenmektedir. Sadece Binde 7,59 Damga Vergisi düşülmektedir. Tek bir sınırlama vardır. O da Kıdem Tazminatı Tavanıdır. Kıdem tazminatına esas alınacak aylık giydirilmiş brüt ücret, her yıl belirlenen ve başbakanlık müsteşarının emeklilik aylığına denk gelen bu tutarı aşamaz.  Bugün bu sınır 4.426,16 TL’dir.
Kıdem Tazminatı ülkemizde işçiler açısından tarihsel  önemde bir sosyal haktır. İşçi bu tazminat ile işsiz kaldığı günlerde kısmen geçimini sağlayabilecek bir konum elde etmekte ve yeni bir iş ararken bu sayede daha rahat etmektedir.  İş bulmanın zor olduğu düşük ücret ve işsizliğin yoğun olduğu bir ülkede bunun yaşamsal etkisi tartışılmaz boyuttadır. Şimdi bu hakkın bir tür fona bağlanarak işverenlerin üzerinden Kıdem Tazminatı yükünün alınması gündemdedir.
İlk defa 2003 yılında yürürlüğe giren ve halen yürürlükte olan 4857 sayılı İş Kanununda bahsedilmiş olup, o gün gelen yoğun tepkiler nedeniyle bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Hatta mülga 1475 sayılı Kanunun 14. Maddesinde düzenlenen kıdem tazminatı uygulamasının fon kuruluncaya dek devam edeceği ifade edilmiştir. Bugün yine Kıdem Tazminatı Fonu gündemdedir. Peki bu fon neler getirecek? Tasarı henüz somut olarak Meclise sunulmamıştır. Ancak bazı düzenlemeler kamuoyu bilgisi dahilindedir.
1. Öncelikle, iş sözleşmesi sona eren ve adına en az on yıl prim ödenen işçinin talebi halinde de kıdem tazminatı ödenecektir.
2. İşçiye ve ölümü halinde yasal mirasçılarına, fona prim ödenmiş olan her tam yıl için prim hesabına esas olan ücretinin 15 günlük tutarı kadar kıdem tazminatı ödenecektir.
3. Her işçi için aylık brüt ücretinin % 3’ü tutarında katkı işveren tarafından fona ödenecektir.
Görüldüğü üzere 1936 yılında yürürlüğe giren 3008 sayılı İş Kanunun dahi gerisinde bir düzenlemedir. 10 yıl kıdemli olacaksınız. 15 günlük ücret alacaksınız. Ayrıca maaşınızdan kesinti yapılmasını kabul edeceksiniz. Bu haliyle kıdem tazminatı ortadan kalkmaktadır. Bazı sektörlerde 10 yıl kıdemin dolması bazen yıllar almaktadır. Mesela tarım işlerinde, mevsimlik işlerde. Tazminat miktarı 30 günden 15 güne düşmektedir. Ayrıca bu tazminat için işçi de maaşından vermektedir.
Bir diğer önemli meselede ülkemizde kayıt dışı ücret uygulamasının yaygınlığıdır. İşçi ücretleri çok geniş kesimlerde gerçek ücret üzerinden gösterilmemektedir. İşçiyi fonun insafına bırakmak sadece resmi rakamlarda görünen ücret üzerinden Kıdem Tazminatı almasına da yol açacaktır. Tüm bunlar işçi ve işveren arasındaki ilişkileri de oldukça olumsuz etkileyecektir. Kıdem Tazminatı fonuna geçmek yerine, önce devletin öncelikle kayıt dışılık durumunu çözmesi de daha yerinde olacaktır. Keza işsizlik fonu örneğinde olduğu gibi fonun amacı dışında kullanılmayacağının garantisi de yoktur. Varlık fonuna devredilmek suretiyle tamamen denetimsiz bir duruma getirilme olasılığı da mevcuttur. Bu nedenle Kıdem Tazminatı fonu düzenlemesi özellikle işçi hakları açısından oldukça önemli bir kazanımın ortadan kalkması olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here