OkumaGrubu; Umut Yarınımızda, Mutlaka Kazanacağız

0
Her yeni haftadan, her yeni aydan ve yıl başlarından insanların beklentileri bir önceki muadilinin getirdiği olumsuzlukların tekrar etmemesidir. Şahıslar hatalarını tekrarlamamaktan, toplumlar ise ortak paydadaki mutlu olacakları gelişimlerden söz eder. Dolaylı yoldan veyahut doğrudan genel rutin, bir kazanımın temenni edilmesidir. Günümüz Türkiye’si artık ileriye dönük tek dileğin hayatta kalmak ve mevcut sevdiğimiz ne var ise elimizden alınmamasını dilemek zorunda bırakmaktadır insanlarını. İktidar mekanizmasının toplumu mevcut koşullarda yaşamaya mahkum tutmasının hiçbir meşru dayanağı kalmamıştır. Yeni bir mücadele yılına başlarken nasıl bu noktaya gerilediğimizi ve nereye doğru ilerlemekte kararlı olduğumuzun bütün detaylarının altını çizmeyi faydalı bulmaktayız.
Dünya halklarının sessiz kaldığı ya da ses çıkartmaya niyetlerinin olmadığı kıyımları daha sonra konuşmaya çok fırsatımız olacaktır, Bugün kapının önünü süpürmek ile meşgulüz. Türkiye halklarına ve Devrimci hareketlerine mevcut koşullardaki düğümü çözmek düşmektedir. Düğüm çözmenin en temel yöntemi ise mevcut koşulu yaratan hareketlerin tersini uygulamaktır. Mevcut koşulu yaratan hareketler geride kalan 2016 kadar yeni olmasa da aşılamayacak kadar köklü değil.
Türkiye 1947 yılından bu yana ABD emperyalizminin güdümünde bir ülke olduğu gerçeği ve özellikle ABD’nin soğuk savaş dönemlerinde komünizmi kuşatmak için dini ortaya sürmesine alet olmanın ceremesini çekmektedir. 12 Eylül darbesinin sonraki süreçte Komünizm düşmanlığının ülkedeki sol ve ilerici hareketlere karşı kullanmış olduğu siyasal islam, ‘’Ilımlı ‘’ kılıfına büründürülerek ülkenin iktidar organlarına yerleştirilmiştir. Sivas Katliamı sanıklarının avukatlarının RP ve AKP dönemlerinde iktidar milletvekillikleri olmaları herhangi bir tesadüfe dayanmamaktadır. Siyasal İslam tarihin hiçbir döneminde Kapitalizm ve Emperyalizm ile uyuşmazlık yaşamamıştır. Ülkemizde ve Dünyada Siyasal İslam boyunduruğunda bulunan ülkelerin en temel müttefikleri ABD olmuştur. Bugün Türkiye’de yaşananlar da Emperyalizmin Ortadoğu planlarına bağlı Neo-corn projesidir.
Türkiye Devrimci Hareketinin , Cihatçı çetelerin ve cemaatlerin yalanları ile kolayca kandırabildikleri(!) AKP’nin eliyle yaratılan toplumsal şiddetin tırmandırılmasının önüne geçebilecek birikimi bulunmaktadır.
2014 yılında İstanbul’un orta yerinde IŞİD yandaşlılarının kıldığı namazın ‘’ İstanbullu Müslümanlar ramazan bayramı namazını düzenlenen bir organizasyonla hep birlikte kıldılar.’’ Şeklinde Medyanın 2013’te Reyhanlı’da patlayan bomba ve yitirilen canlar görmezden gelinerek ılımlı bir dil ile haber verilmesinin üzerinden geçilen ikinci yılın sonuna geldik. Suriye İç savaşını körükleyen, bugün Halep ve Ortadoğu çukurunda Emperyalizmin kanlı yöntemlerine kılıf uyduran yozlaşmış medya dilinin yurt içerisindeki varlığı ile mutlak hesaplaşılmalıdır.
AKP iktidarı döneminde Suruç , Ankara ve Diyarbakır olmak üzere muhalif seslerin yoğunlukta olduğu alanlarda cihatçı çeteler Katliamlar düzenlemiştir. Halka yönelik gerçekleşen şiddet eylemlerinin önüne geçilememesinin, gelinen noktada toplum düzeninin bozulması ve Türkiye halklarının can güvenliği endişesi taşımasının sorumlusu AKP iktidarıdır. Bu denli derin yönetim krizleri barındıran AKP iktidarı 2017 yılında son bulmalıdır.
İktidar eliyle yöneltilen Karalama politikaları ile tırmandırılan faşizme, Kürt halkının hedef gösterilmesinden doğan iç savaş ortamının önüne geçilmelidir. Bu düşmanlık uğruna Kobane ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt yönetimindeki bölgelerde IŞİD ile girilen çatışmalarda, IŞİD desteklenmiş ve bu duruma itiraz eden yurttaşlar tutuklanmışlardır.
Ortadoğu’da izlenen kanlı politikalara çanak tutarak Gaziantep, Adıyaman ve İstanbul’un bazı semtlerinde cihatçı çetelerin faaliyetlerine göz yuman bir iktidarın elinde Türkiye kana bulanmaktadır. Cihatçı çetelerin sokaklarımızda kol gezerken temel misyonları, ülkenin muhalif kesimlerinin eğlence mekanlarında dahi huzurlu olamamasını sağlamaktır. IŞİD çetesine karşı yapılacak muhalefet cezalandırılmakta ve yandaş medya kanallarından cihat propagandaları yapılmaktadır.
2017’nin ilk saatlerine katliam ile girilmesi üzerine Halkı bu şiddet sarmalına karşı çıkmaya, yaşananların sorumlularından hesap sormaya davet ettikleri için tutuklanan Hamit Dışkaya ve Ayşegül Başar’ın cüreti cüretimizdir! . Baskılar bizleri Türkiye halklarına karşı olan sorumluluklarımızdan ve haklı davamızın savunusundan bir adım geri attıramaz!
Tüm bu olanlara rağmen, önümüzde yeni bir yıl ve gelecek güzel günler yer almaktadır, aydınlık bir geleceğin inşası tüm Devrimci kurum ve yüzünü aydınlığa çevirmiş toplumsal dinamiklere düşmektedir. Türkiye’de Sol’a ve İlericiliğin önüne geçilmek için yaratılan aymazlık yol açtığı Maraş, Çorum, Sivas katliamlarının üzerinden geçen onlarca yıla rağmen kan saçmaya devam edebilmektedir. Bu demagoji son bulmaya mahkumdur.

Leave A Reply