‘’ Bir şeyi düzeltmek için ters yönde eğmek gerekir;  aksi takdirde doğrultmak mümkün olmaz.’’ (mao)

Fundamentalizm;  20.yy’da Keşke Hristiyanlık Hz. İsanın dönemindeki gibi yaşanıyor olsaydı cümlesi ile başladığı varsayılır. Engisizyon mahkemeleri ve kilise hakimiyeti ile yaşanan bu dalganın Avrupa’da  yarattığı etkiyi çok iyi bilenlerdeniz. Keza bir Hristiyan toplum olmayarak böyle bir dehlize kapılmamışızdır.  Rutin şark kurnazlığı üzerine, Avrupa’nın bu döneminin gafletleri,  coğrafya geleneklerimize övgü ve batıya üstünlük misallerimizin yegane temelidir.

Batının her emperyalist hamlesi,  Doğu bilinçaltında Haçlı ordusu ve misyonerlik ile adlandırılır.  Ortadoğu ve Avrupa ikilisi, Salak ile Avanak filminin Gerard Depardieu ve Jim Carrey’i  gibi.

Fundamentalizm , Dünya üzerinde sadece İsa ile kalmayınca, modern toplumun birçok nahoş fikrinin temel teorisi  olagelmiştir bir anda.  ‘’ Gerçek Hristiyanlık bu değil ’’

 

Her ne kadar içerisinde yaşadığımız çoğrafya ile siyasi bir rekabet hali içerisinde de olsa 18.yy Vahabiliği, Dünya için Ortadoğu’dan yayılan  kramp etmenidir. Abdullah İbn suud, aynı çoğrafya üzerinde Ebu Mesud Ensari’den 2 yüzyıl  önce aynı zihniyeti yürütmüştür.  Hala daha IŞİD, El kaide ve türevleri ile etkilerinin doğu toplumunda sürmesinden ötürü Avrupa  derme çatma bir şark kurnazlığı ile kendi medeniyetini rekabetsiz ilan eder.  Nitekim ‘’Gerçek  İslam da bu değil.’’

Ülke içerisinde yaşanan tam olarak budur,  bir rejim savaşı olacak kadar yeni bir tarihe sahip değildir zira. Tarihsel buhranlar içerir, Ülkesel değil evrensel bir tıkanıklığı vardır aşılması gereken.  Tarih baştan sona nedensellikler barındır. Dünya için daha sonra düşünmeye çok vaktimiz olacaktır, yeni devir kapının önünü süpürmekten geçer.

Dindar ve Kindar nesil de, Kurt(!) olanın dişine değen kan da Fundamentalizm’dir.  20 yy.  dahil ilk taşı bir deli değil, günahsız dahi atmış olsa taşı çıkartmak akıllılara düşmektedir.

Bugün futbol maçının dahi siyasetten ayrı düşünülemeyeceği, topyekün bir siyasi sürecin tam ortasındayız. Tribündeki ÖSO bayrağından bahsetmiyorum elbette ki, vatandaşlarının ölümünün üzerine yas için saygı duruşunda bulunan futbol takımının ıslıklanmasından bahsediyorum. Pusula yön belirttiğinde, kuzeyi bulmakta şaşıran yoktur zira.

‘’ Bir şeyi düzeltmek için ters yönde eğmek gerekir;  aksi takdirde doğrultmak mümkün olmaz.’’ (mao)

Ya sosyalizm Ya Barbarlık! Kliğinin pratiğe hayat verişi burada başlar. Ülke kurtuluşunu bir kesimin aradığı, Rusya da ABD’de de fundamentalizm.

Bugün her yerde iradesiz ve özgüvensizlikle karşı karşıyayız, farklı görünmekten korkarcasına.  Eksen kaymasını kabul ettik veya etmedik, aksini belirtecek bir pratiğe ihtiyacımız aşikar.

Ters yönde eğmek için nereden başlayacağımıza karar vermek lazım gelir, Ensar vakfının eğitime el attığında neler olduğunun bugün ortaya çıkarttığı  tablo üzerinden geri sayabiliriz. İki gündemi var sürecin, en temeli laiklik.

Laiklik mücadelesinin açmış olduğu cephe bizim için toplumun ayakta kalma mücadelesidir, toplumun onuru bu işleyişin ve Ensar Vakfının basit bir hesap vermesinden değil bedel ödemesinden geçer.

Özgürlük mücadelesinin en temel demokrat bakış açılı dayanağı hukuktur, Burjuva hukuku bizler için güven unsuru olmasa dahi, dönemin adli kurumları burjuva hukuku için dahi çelişkiler barındırmaktadır. Bu çelişkiyi büyütmek, toplum tepkisine dönüştürmek ifşa’dan geçer. İfşa ; Sebepsizce tutuklanan öğrenci arkadaşlarımıza bizlerin, hukukçulara Avukatların her birimize hepimizin sahip çıkmasında yatmakta.

Halkların Kardeşliği; Bugün yürütülen iç savaşın tek sorumlusu artık devletler tekelinde bulunan savaş endüstrisi değildir. Siyasi olarak beslendiği toplumsal gerilimler ve halklar arasında nifak tohumu atılmasındaki algısal yönetimin karşısında durmak, Meselenin özünü kavratmak gerekmektedir.

İçerisinde bulunduğumuz her sektör çürümüşlükle doludur, açmazı terse çevirmek için dar bakışla İktidar’ı değiştirmek yetmeyecektir, topluma işlemiş bir zihni çürümüşlükte sokaklarımıza hakim olmaktadır.

Bulunduğumuz her alan kendine has bir mücadele koşulu barındırmaktadır. Her ilerici hareket özünde sermaye karşıtlığı barındırır. Ensar Vakfına sahip çıkan da, Hukuku kendi çerçevesinden algılayan da sermayedir. Çözüm sınıfsal yaklaşmaktan geçmekte; greve karşı fetva veren diyaneti teşhir ederek, Fransız devrimindeki köylülerin kiliseye , monarşiye başkaldırması gibi bir isyana tanıklık edebiliriz.

 

Gerçek  Fundamentalizm;  Nerede o eski bayramlar?

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here