Tarihte Bugün-16 Mart Katliamını Unutmayacağız!

0

16 Mart 1978 günü İstanbul Üniversitesi’nden öğle üzeri saat 13:20 sularında saldırı tehdidine karşı toplu çıkış yapan Hukuk ve İktisat Fakültesi öğrencilerinini üzerine Beyazıt yönünde koşan daha sonra adının Zülküf İsot olduğu öğrenilen kişi “Kahrolsun komünistler” diye bağırarak bomba attı. Patlayan bombanın hemen ardından da öğrencilerin üzerine yaylım ateşi açıldı. O gün üniversite kapısında 5 devrimci öğrenci yaşamını yitirirken, daha sonraki günlerde 2 öğrencinin daha hayatını kaybetmesi üzerine ölü sayısı 7’ye çıktı.

Gerçekleşen saldırının öncesinde emniyete gönderilen bir bilgi notunda, “sol gruba mensup öğrencilerin fakülteye devam etmeleri halinde 8-10 gün içinde bu grup üzerinde dinamit atılacağı” söyleniyordu. Ancak polis önlem almak bir yana, o gün yaşanalar sırasında aldığı tutumla katliamın arkasındaki organizasyonun bir parçası olduğunu net bir biçimde ortaya koyuyordu.

O gün öğrencilerin toplu çıkışına eşlik etmesi gereken polisler “başka bir göreve” gönderilmiş, bu iş için daha sonra emniyette pek çok önemli göreve getirilecek Reşat Altay’ın sorumluluğunda yeni bir ekip görevlendirilmişti. Reşat Altay denetimindeki polisler öğrencileri okulu korumasız terk etmeye zorlamış ancak kendileri okulun dışına adım atmamıştı. Dışarıdaki az sayıda polisin de, “Beyazıt komünistlere mezar olacak” diye slogan atan ülkücü gruba yöneldiği sırada korumasız kalan öğrencilerin üzerine önce bomba atıldı, daha sonra da ateş açıldı. Atılan bombanın bir askeri birlikten alınan NATO silahı olduğuysa sonra anlaşılacaktı.

Yaşanan saldırıda Hatice Özen, Cemil Sönmez, Baki Ekiz, Turan Ören, Abdullah Şimşek, Hamit Akıl ve Murat Kurt isimli öğrenciler hayatını kaybederken, 41 öğrenci de yaralandı. Öğrencilerin üniversiteyi işgal etmesi üzerine İstanbul Üniversite Senatosu, okulu süresiz kapattı. Devrimci öğrencilere dönük saldırı geniş kesimlerin tepkisiyle karşılanırken, katliamda hayatını yitiren devrimcilerin cenazesi çok görkemli oldu, DİSK 2 gün süreyle 2 saat iş bırakarak “Faşizme İhtar” eylemleri düzenledi.

İstanbul 6. Ceza Mahkemesinin 20 Ekim 2008’de dava için aldığı zaman aşımı kararı, Mart 2010’da Yargıtay 1. Ceza Dairesi tarafından onandı. Böylece, yedi kişinin ölümü onlarca kişinin yaralanmasına yol açan, örgütlü ve planlı bir biçimde gerçekleştirildiğine dair çok sayıda kanıt bulunan 16 Mart katliamı tarihin tozlu raflarına terk edildi.

 

Tek kontrgerilla davası olma özelliği taşıyan dava hakkında İstanbul 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği zamanaşımı kararının, derin devletle hesaplaşmak için açıldığı öne sürülen Ergenekon davasının başlamasıyla aynı güne gelmesi de tarihe bir ironi olarak geçti.

kaynak:vikisosyalizm

Leave A Reply