Ölüm yıldönümünde Jack London’ ı anıyoruz.Tüm zamanların en etkileyici yazarlarından olan ve London’ ın yakıcı beş kitabını derledik.Sırayla tüm kitaplarını okuduğunuzda bir insanın dönüşümüne tanık olacaksınız.Dil bakımından da sürükleyici.Akıcılığı ile olaylara karşı çizdiği rota yol gösterici ve insan zihninde kalıcı etki yapıyor.Çünkü Jondon seni, beni, bizi anlatıyor!.Nasıl sömürüldüğümüzü,kandırıldığımızı çelişkilerimizi,umutlarımızı…

1-Vahşetin Çağrısı

Genç bir yazarken, Alaska’da altın arama serüvenine atılan Jack London bir gram bile altın çıkaramamasına karşılık yalnızca ‘güçlü’ olanın yaşamaya hak kazanabildiği bu vahşi dünyadan, zengin bir malzeme birikimiyle geri döndü.
Alaska’daki gözlem ve deneyleriyle, 19. Yüzyıl kaba materyalistlerinin evrim, doğal ayıklanma ve soyaçekim kurallarından çıkardığı felsefi sonuçlara dayanarak otuz gün gibi kısa bir zamanda ‘Vahşetin Çağrısı’nı yazdı.
‘Vahşetin Çağrısı’nda, buzlu diyarların vahşi ıssızlığı içinde dişe diş bir yaşama mücadelesi veren ‘güçlü’ kızak köpeği Buck’ın destansı serüvenini Jack London’un o renkli ve sürükleyici kaleminden beğeniyle okuyacağınıza eminiz.

dad

2-BEYAZ DİŞ

lkel bir dünyaya kavuşmak için uygarlıktan kaçacağı yerde, insanların arasına katılmak için ormanı terkeden vahşi bir köpeğin acı, buruk, şaşılası bir yaşama tutkusuyla dolu çarpıcı öyküsüdür “Beyaz Diş”.

Gözleme ve deneye dayanan o yalın gerçekçiliğiyle Jack London insanın insanla ve doğayla olan mücadelesini yine destansı boyutlara ulaştırıyor. Bir bakıma Vahşetin Çağrısı’nın devamı sayılan bu sürükleyici romanı bir solukta okuyacağınıza eminiz.

dadad

3-Deniz Kurdu

Kaptan Larsen’in Dünya Görüşü: “İnsan hayatını demek istiyorsun. Ama yediğin balık ya da hayvan etlerinin insanınkinden hiç bir farkı yok. Böylesine ucuz ve değersiz olan bir hayat için neden hasisce davranayım? Yeryüzünde gemilerden çok daha fazla denizci, fabrikalardan ve makinalardan çok daha fazla işçi var. Neden siz, karada yaşayan insanlar, zavallı insanlarınızı, kentlerinizin kenar mahallelerinde sefil sokaklarınızda barındırıyorsunuz?… Neden bütün hastalıkları ve açlığı onların üstüne yığıyorsunuz?… Bir parça iş için vahşi hayvanlar gibi döğüşen insanlar gördün mü hiç hayatında?…”

scss

4-Demir Ökçe

Dünyada çok büyük bir okur kitlesinin ilgisini kazanmış olan büyük yazar Jack London, varsayımlar üzerine kurduğu ünlü romanı Demir Ökçe’yle işçi sınıfı yazınında haklı bir yer almıştır. Marx’ın yapıtlarının çoğunun Amerika’da yayımlanmadığı bir dönemde (1906), işçi hareketlerinin doğuşuyla birlikte kitlelerin bir işçi sınıfı yazarı arayışına yanıt veren tek yazar Jack London olmuştur. İşci sınıfı yazını, işçi hareketinin gücünün bir ölçüsü, bir ifadesi olacak biçimde gelişebilir ancak; bu noktadan bakıldıkça, o dönem Amerika’sında ancak işçi sınıfının gelişen bilincini yansıtan ürünlerin ortaya konması beklenebilirdi; İşte, Jack London’ın ölmezliğinde büyük payı olan ‘Demir Ökçe’, bu gereksinmeyi doyurmakla toplumcuların ilgisini ayakta tutmayı başarmıştır. Demir Ökçe’nin bugün bile bir toplumcu roman niteliğini koruması, yazarın kapitalizme yönelttiği ağır eleştirilerden kaynaklanmaktadır. Kapitalist sistemin savunucuları, romanın kahramanı Ernest Everhard’ın acımasız eleştirileriyle aşağılanmakta, toplumun en güçlü, en zengin kişilerine yani yönetici sınıfa ağır bir dille hakaret edilmektedir. Bedensel gücü, bilgisi, ileri görüşlülüğü ve yürekliliği ile örnek bir devrimci olarak idealize edilen Everhard, yazarın kızı Joan London’ın sözleriyle, “…Jack London’ın olmak istediği devrimci tipidir.” Marx’ın yapıtları Demir Ökçe’nin yazıldığı 1906 yılında İngilizceye çevrilmiş olsaydı, Jack London kapitalist toplumdaki ikilemi sergilemekle kalmaz, artıdeğer ve üretim – fazlası konularında daha doğru çözümlemeler getirebilirdi kuşkusuz. Yazarın gözler önüne serdiği bu savaş, daha çok bireysel güçler arasında gelişmektedir. Romanda doğa – üstü bir varlık, bir “sarışın canavar” olarak betimlenen Everhard’ın çevresi, yazarın geleneğine uygun olarak, İdealize edilmiş kişilerle doludur. Ancak bunlar, yukarıda sözünü ettiğimiz gereksinmeyi karşılamaktan, ilgiyi kazanmaktan ırak tutmamıştır Demir Ökçe’yi. Aynı ilgi, günümüzde de sürmektedir. Demir Ökçe’nin ünü, Jack London’ın ölümünden sonra, özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrasında yönetici sınıfların tüm güçlerini ortaklaşmacılığa karşı kullandırmaya başladığında büyümüş ve bu ün, günümüze dek korunmuştur. Bukharin’in toplumcu kitaplar listesine aldığı, yazarı Amerikalı olan tek kitap, Demir Ökçe’dir.

adsiz

5-Martin Eden
Bu kitap bireyciliğe bir saldırıdır. Martin Eden, başkalarının ihtiyaçlarının farkına varmayan aşırı bir bireycidir. Hayalleri kaybolduğunda, uğrunda yaşayacağı hiçbir şey kalmaz.

adsiz

 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here