Warning: session_start(): open(/var/cpanel/php/sessions/ea-php56/sess_ap1to81umml096rbfk1v86hd20, O_RDWR) failed: No such file or directory (2) in /home/okumagrubu/domains/okumagrubu.net/public_html/wp-content/plugins/wordpress-social-login/wp-social-login.php on line 64
Tarihte Bugün-Tuncel Kurtiz’ i Saygıyla Anıyoruz! – Okumagrubu
Okumagrubu

Tarihte Bugün-Tuncel Kurtiz’ i Saygıyla Anıyoruz!

0 42

Tarihte bugün ölüm yıl dönümü olan devrimci sanatçı Tuncel Kurtiz, 27 Eylül 2013’te İstanbul Etiler’deki evinde kalp krizi sonucu 77 yaşında hayata gözlerini yumdu.Tuncel Kurtiz’ i Saygıyla anıyoruz.

Tuncel Kurtiz’in sinemada ismini duyurması Yılmaz Güney’le yollarının kesişmesi ve birlikte çalışmaya başlamasıyla olacaktır. Yılmaz Güney’le dostluklarının başlangıcını Tuncel Kurtiz şöyle anlatıyor: “Delikanlı iki insan. O Bebek’te oturuyordu. İki tane filmde oynamıştı herhalde o sıralarda. Ben de üniversitede Talebe Birliği’nde tiyatro oynuyordum. Ben de öykü yazıyordum. Özdemir Han’la bir gün evine gittik, tanıştık. O arkadaşlık hemen bir kaynaşmaya dönüştü. Çünkü ikimiz de bir eşitsizliğin olduğunu görüyorduk, duygusaldık. Birer genç Don Kişot’tuk, yani solcuyduk. Yani insanların özgürce yaşayabilecekleri, özgürce düşünebilecekleri, yani ekmek yeme özgürlüğü, ayakkabı giyme özgürlüğü, okula gitme özgürlüğü gibi düşünceler içindeydik. Hemen tabii iyi iki arkadaş olduk.”

 

Özellikle “Umut”ta oyunculuğuyla dikkatleri çeker. “Güney, Umut’ta atına otomobil çarpan bir faytoncunun yavaş yavaş umudunu definelere bağlamasını anlatıyordu. 1970 yapımı filmde Kurtiz, Cabbar’ın (Yılmaz Güney) faytonuna atlayıp bir yandan sigara sararken bir yandan zenginlik ve fakirlik üzerine konuşan hamal Hasan’dı. “Paran olmadı mı iyi değil. Dünyada senden kötüsü, senden pisi yoktur” cümlesini kulaklarda çınlatan film elbette Sansür Kurulu’nca sakıncalı bulundu.

“Sürü”yle ilgili sanatçı, “Sonra Türkiye’ye gelebildiğim zaman Yılmaz’ı Kayseri Hapishanesinde ziyaret edebildim. Ondan sonra tekrar gidişimde beni arıyormuş zaten Sürü filmi için. Hapishanede görüştük ve ondan sonra da sadece film hakkında konuştuk. “Bak bakalım neler değişmiş ihtiyar?” dedi. Gittik Sürü’yü yaptık. Dublajına bile kalamadan dönmek zorundaydım, çünkü bir film bırakmıştım. Kendi filmimi bırakıp Yılmaz’ın filmine koşmuştum. “

“Yaz çalışmasına gelirken herkes bana “Yılmaz seni arıyor” diyor. Hatta biri diyor ki ‘Kim oynayacak Hamo Ağa’yı, bilmiyoruz. O olmuyor, bu olmuyor.’ Yılmaz dedi ki, ‘İhtiyarı bulun’. ‘Kim bu ihtiyar Yılmaz?’ Tuncel Kurtiz.” 1978 yapımı Güney ve Zeki Ökten imzalı Sürü’ye böyle dâhil oldu sanatçı. Filmde, dağılmakta olan bir aşiret ve Anadolu’nun doğusundan batısına taşınan bir sürü ekseninde büyük kente göç irdelenirken Kurtiz, aşiretinin parçalanmasına karşı koyan Kürt beyi rolündeydi.

“Yılmaz çok daha büyük işler yapmak istiyordu. Yazdığı nice hikâye duruyordu. İşte Umut ve Seyithan bunların başlangıcıdır. Seyithan’dan sonra Umut’a geçiş. Bunlarda hep beraberdim Yılmaz’la. Yani Yılmaz’la arkadaşlığımız böyle sürdü, gitti. En son Duvar’da oynarken bana gelecek yıl için çok güzel bir rol teklif etti. Çok önemli bir oyundu. “Seni düşünüyorum ihtiyar” dedi. Bana “ihtiyar” derdi.”

 

Yılmaz Güney’in Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz romanından 1983’te uyarladığı son filmi Duvar, 12 Eylül döneminde Türkiye’deki bir cezaevinde yaşanan baskı ve zulmü konu etti. Kurtiz Duvar’da acımasız gardiyanların, berbat yemeklerin, pislik, sefalet ve dayağın kol gezdiği cezaevinde çocuk mahkûmların baba figürü Ali Emmi’ydi. Kederli bakışı ve pos bıyıklarıyla insanlığını kaybetmemiş ve belki de bu yüzden 10 senedir idarenin istediği gibi gardiyanlığı öğrenememişti.

“Kendi filmimi bırakıp Yılmaz’ın filmine koşmuştum. Oraya gittim ve o filmi çalıştım. Ondan sonra Yılmaz’ın yurtdışına çıkışı ve nihayet bana Duvar filmi için Stockholm’e telefon edişi. Şimdi bu arada benim Yılmaz’ın politik görüşleri ile ilgili hiç bir bilgim yok. Sadece gazetelerden okuduğum kadarıyla biliyorum ki Mao’cu bir pozisyonda duruyor. Hikâyelerinde de oğluna hikayelerinde de daha çok didaktik olmaya başlıyor. Ben hep derim ki keşke o politik yazılarının yanı sıra, o çok eskiden yazdığı film hikayelerini, o küçük hikayelerini de saklayabilseydi ya da bizlere iletebilseydi. Elimizde bugün Yılmaz’ın yazdığı nice senaryo ve hikâye kalabilirdi. Onun yerine Yılmaz’ın politik beyanları kaldı. Dilerim onlar da yararlı olur. Ama ben Yılmaz’ı hep politik bir liderden çok büyük bir sanatçı olarak gördüm.”

” Bunca sene sonra karşılaştığımız zaman gene elimizde bir film hikâyesi vardı. Onun kuruluşu vardı. Yurtdışına gelmiş, kaçabilmiş bütün Türkiye’deki devrimcilerin tümü isim, isim saymayayım, Mao’cusu Enver’cisi, Halkın Kurtuluşu, Partizan Yolu. Hepsi bu filme yardım etmek üzere birleşmişti. Yılmaz da onların hep başındaydı. Fakat hep kavgalar çıktı. Yazıktır… Yani “Başta bayrağımız sosyalizm!” mi, yoksa “Başta bayrağımız Leninizm!” mi kavgası devam etti gençlerin arasında.”

“Yılmaz çok zor şartlar altında bitirebildi. Ondan sonra “Haydi Yılmaz” dedim, öpüştük. “Hadi ihtiyar” dedi. Sonra bana bir telefon daha etti, başkasından duyma dedi, “Ben bir ameliyat geçirdim ama midenin yarısını aldılar. Şimdi daha iktisadi yaşayacağız, daha az para harcayacağız, daha çok film yapacağız” dedi. Ondan sonra maalesef üzücü ölüm haberi geldi.”

” Bunca sene sonra karşılaştığımız zaman gene elimizde bir film hikâyesi vardı. Onun kuruluşu vardı. Yurtdışına gelmiş, kaçabilmiş bütün Türkiye’deki devrimcilerin tümü isim, isim saymayayım, Mao’cusu Enver’cisi, Halkın Kurtuluşu, Partizan Yolu. Hepsi bu filme yardım etmek üzere birleşmişti. Yılmaz da onların hep başındaydı. Fakat hep kavgalar çıktı. Yazıktır… Yani “Başta bayrağımız sosyalizm!” mi, yoksa “Başta bayrağımız Leninizm!” mi kavgası devam etti gençlerin arasında.”

“Yılmaz çok zor şartlar altında bitirebildi. Ondan sonra “Haydi Yılmaz” dedim, öpüştük. “Hadi ihtiyar” dedi. Sonra bana bir telefon daha etti, başkasından duyma dedi, “Ben bir ameliyat geçirdim ama midenin yarısını aldılar. Şimdi daha iktisadi yaşayacağız, daha az para harcayacağız, daha çok film yapacağız” dedi. Ondan sonra maalesef üzücü ölüm haberi geldi.”

Kurtiz, Yılmaz Güney filmleriyle ilgili şunları aktarmıştır: “Örneğin dünya sinemasında, bugün Japonya’ya gidiyorsunuz Japonya’da Umut ve Sürü kitap olarak yayınlanmış. Bizim resmimiz var kapakta, bir tarafta Japonca. İnanılmaz birşey. Görünce şaşkına döndüm. Bir bakıyorum oradaki Japon teknisyen çocuk filmin sonundaki ağıtı bana söylüyor. Müziği ezberlemiş. Umut filmi dünyanın en iyi yüz filmi içinde dolaşıyor. Son olarak, Ankara Gezici Avrupa Filmleri Şenliği Derneğimiz var bizim. Bunu her sene yapıyoruz. Ankara, İzmir, Bursa, Malatya, Kayseri, Kars… önemli filmler götürüyoruz. Geçen sene de Sürü’yü götürdük. Umut’ta gitti dolaştı oraları. Ağıt da dolaştı. filmdi Umut öyle bir yerde ki işte dediğim gibi dünyanın en iyi yüz filminin içine koyabiliyorsunuz. Sürü’yü aynı şekilde bir yerde değerlendirebiliyorsunuz. Her yerde ödüllerini almış, Türkiye’de de halkıyla buluşabildiği zamanlarda buluşmasını bilmiş, merhabalaşmış. Dünya sinemasında Yılmaz Güney’in artık bir yeri var. Bu bir gerçek. Yeni genç sinemacılarımız da geliyorlar. Yılmaz’ımızı sevgiyle saygıyla anıyorum, çok genç kaybettik. Kırkyedi-kırksekiz yaşlarındaydı. Ben bugün altmış dokuz yaşındayım. Yılmaz’la şurda sohbet ediyor olabilirdik…”

“Çünkü Yılmaz da ben de Global Roha’nın o sözlerini beynimize çakmıştık. Yani biz ne Amerikan ticari sinema estetiği, ne Sovyet idealist sinema estetiği ne de Avrupa burjuva sinema estetiği içinde bulamadık kendimizi. Biz ne Tarkovski gibi film yapmak isteriz ne Geoslowski gibi. Biz Türkiye’nin sinemasını, bütün doğunun sinemasını vermek zorundayız. Bizim kültürümüz orda. Bunu Yılmaz da her zaman söylerdi. Yılmaz’ın filmlerinde hep görebilirsiniz bunları. Ağıt’ta, Acı’da ya da Seyithan’da Umut’ta. Her yerde vardır bu. Bu toprağın insanı anlatılır ve bu toprağın insanı anlatılırken ona uygun bir biçim çıkar kendiliğinden ortaya”.

 

KAYNAK:VİKİSOSYALİZM

Leave A Reply

Your email address will not be published.


Warning: Unknown: open(/var/cpanel/php/sessions/ea-php56/sess_ap1to81umml096rbfk1v86hd20, O_RDWR) failed: No such file or directory (2) in Unknown on line 0

Warning: Unknown: Failed to write session data (files). Please verify that the current setting of session.save_path is correct (/var/cpanel/php/sessions/ea-php56) in Unknown on line 0