“Tarih gelecek için kavga veren insanlık vuruşanları unutmaz” diyerek OkumaGrubu olarak, 600 yıl önce Serez’de Bakırcılar çarşısında idam edilen Şeyh Bedreddin’i geçtiğimiz günlerde Edirne’de  anma etkinliği düzenledik .

Etkinliğimize konuşmacı olarak katılan araştırmacı yazar Temel Demirer ile Şeyh Bedreddin ve gündeme dair bir röportaj gerçekleştirdik.

Yaptığımız röportaj şöyle:

Şeyh Bedreddin’in ayaklanması nasıl bir ayaklanmadır ve diğer ayaklanmalardan farkı nedir?

Temel Demirer: “Şeyh Bedreddin, Anadolu’daki hareket hareketlerden bir tanesidir. Nedir hareket hareketi? Rafizi hareket. Yani İslam adına yola çıkıp da İslam’ın kavramları dışında yepyeni bir başkaldırı ideolojisi kurduran dinamik. Şeyh Bedreddin’in en temel özelliği nedir diye soru sorulursa bana; Vereceğim tek cevap Şeyh Bedreddin tarihteki tek ortaklaşmacılık hareketinin önderlerinden birisinin olmasındandır. Kendi döneminde Çekoslovakya’daki köylü ayaklanmacı anlayışla ilişkiye geçebilecek kadar geniş ilişkilere sahip. Ortaklaşmacı felsefeyi “yârin yanağından gayri her şeyde hep beraber diyebilmek için” diyecek kadar net ifade edebilmiş bir düşünme eylem adamı. Özellikle bu düşünme eylem adamının Anadolu’daki Fetret devrinin de ortaya çıkmış olması Anadolu yoksullarının yeniden tarihi sahnesine çıkarak eşitlik, adalet ve özgürlük için dövüşmelerini devreye sokmuşlardır. Bu isyanın bir diğer özelliği ise herhangi bir dine, herhangi bir etnisiteye ait olmamasıdır. Aynı ayaklanma içerisinde Yahudileri, Hristiyanların Müslümanlığın çeşitli versiyonlarını bulabilirsiniz. Aynı ayaklanmalar içerisinde çeşitli etnik sitelerden Kürtler, Türkler, Rumlar ve Yahudilerin ayaklanmalarının aynı ayaklanmaların içerisinde görebilirsiniz. Yoksulların ayaklanmasıdır dersek daha doğru bir kavramdır diyebiliriz. Zenginlere ve iktidara karşı Anadolu’nun yoksullarının ayaklanmasıdır diyebiliriz. Bu konuda özellikle Ernest Weber isimli bir Alman yazar da (Anadolu’daki yoksul köylülüğün ayaklanmasıdır) der. O anlamda yoksul bir köylü ayaklanmasından söz edebiliriz.”

Şeyh Bedreddin Ayaklanmasından Günümüze Değişen Bir Şey Var mıdır?

“Ayaklanmanın Dini, Dili, Irkı Olmaz”

Temel Demirer: “Ayaklanma Dünyanın neresinden olursa olsun ayaklanmanın dili, dini ırkı olmaz. Ayaklanmanın Kürtçesi, Türkçesi, ayaklanmanın İngilizcesi olmaz. Bu anlam içerisinde Şeyh Bedreddin ayaklanması bir ayaklanmadır. Ama eğer bugün de farkının ne olduğunu sorarsan elbette ütopiktir. Özellikle Doktor Hikmek Kıvılcımlı’nın Şeyh Bedreddin üzerindeki çalışmalarında ifade ettiği gibi Şeyh Bedreddin’in görüşleri ütopik sosyalizmin görüşlerine yakındır. Bu bağlam içinde modern çağ ayaklanmalarından farkı ütopik sosyalistlere yakın durmasıdır. Sonuç itibariyle çok kıymetli çok önemli insanlığın yolunu açan ayaklanmadır.”

Şeyh Bedreddin Ayaklanmasını Börklüce Mustafa ve Torlak Kemal ile Eşit Olarak Görenler Var .Bununla İlgili Ne Söylemek İstersiniz?

Temel Demirer : “Torlak Kemal ve Börklüce Mustafa’nın Şeyh Bedreddin’in müritleridir. Yani takipçileridir. Eğer bana sorarsanız Şeyh Bedreddin Karl Marks ise Torlak Kemal ve Börklüce Musatafa Lenin’dirler .Yani onun takipçileridir. Onun görüşlerini hayata geçirmiş ayaklanmacılardır. Özellikle Torlak Kemal’in ayaklanması Manisa çevresindedir. Daha güçsüz bir ayaklanmadır. Hemen bastırılmıştır. Bedreddin’in takipçilerinden olan Börklüce Mustafa ise çok geniş bir ayaklanmadır. Örneğin, Karaburun taraflarında yeni bir hayatı, kolektif bir hayatı, ortaklaşmacı bir hayatı gerçekleştirmişlerdir. Böyle bir yaşamı gerçekleştirmişlerdir. İç saldırıyı püskürtmüşlerdir. Aydın Beylerbeyi’nin saldırısını püskürtmüşlerdir. Daha sonra Beyazıt Paşanın 12 yaşındaki veliahtı Murat ile Beyazıt Paşanın saldırısı karşısında uzun bir direniş sonrası yok edilmişlerdir. Elbette ki kapsam olarak Karaburun’daki ayaklanma Aydın ayaklanmasından daha büyük ölçeklidir.”

Şeyh Bedreddin’in Ayaklanması Sosyalistler İçin Neyi İfade Ediyor?

Temel Demirer: “Bizim için Spartaküs’ün ayaklanması ne ifade ediyorsa Bedreddin’in ayaklanması da onu ifade ediyor. Bizim için Demirci Kawa’nın ayaklanması neyi ifade ediyorsa onu ifade eder. Tarihte başkaldıran her şeyin mirasçıyız biz sosyalistler. Bizim için Spartaküs çok önemlidir, çünkü o isyan etmiştir. Bizim için Şeyh Bedreddin çok önemlidir çünkü; eşitlik ve ortaklık için kavgasını yapmıştır. Bizim için Demirci Kawa çok önemlidir. Çünkü özgürleşmek için yapmıştır Dehak’a karşı mücadele etmiştir. Biz birlik, beraberlik, eşitlik adına tarihte ne yapılmışsa onların mirasçısıyız. Sosyalizm tarihindeki bütün isyanların özeti ve tercümesidir.”

 Gündeme dair sorularımıza ise şunları söylüyor:

“Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz”

“Bu tür deneyimlerden biz daha önceden de geçtik. Benim söyleyeceğim ilk şey şu: ‘Eşkıya Dünya’ya Hükümdar Olmaz.” Bugün eşkıyalar iktidardaysa da eşkıya dünyaya hükümdar olamaz. Ben içinde bulunduğumuz zorlukları, Kürtlerin içinde bulunduğu zorlukların, kadınların içinde bulunduğu zorlukların, sosyalistlerin, yurtseverleri, devrimcilerin taşıyacağını biliyorum. Nasıl mı ? Bunu yaşayarak göreceğiz. Mücadele ederek göreceğiz. Boyun eğmeyerek göreceğiz. Diz çökmeyerek göreceğiz. Benim bildiğim bir şey var;  bu kavgada kazanan biz olacağız. Benim bildiğim şey de, bu hikayeyi tatlıya bağlayacağız. Onun için umutla mücadele etmekten, diz çökmemekten, teslim olmamaktan başka seçeneğimiz yok. Bunun böyle olduğunu Kürtler, bunun böyle olduğunu işçiler, bunun böyle olduğunu kadınlar gösteriyorlar. Geçenlerde kaybettiğimiz Fidel Kastro’nun bir sözü vardı. Mahkeme karşısında son sözü şudur: “Tarih bir mahkemeyse emin olun tarih bizi beraat ettirecektir” diyen Kastro. Tarih bir mahkemeyse bu tarih mahkemesinden Kürtler, ezilenler , kadınlar, Aleviler , işçiler beraat  ederek çıkacaktır. Kim mahkum olacak derseniz bugünün zalimleri mahkum olacaklardır.” 

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here