Dersim’de  devletin yeniden devreye soktuğu savaş konsepti yasaklı bölge ve köy boşaltmaları şeklinde devam ediyor. Bugün de Dersim – Hozat’a bağlı Amutka köyü askerlerce boşaltılmak istendi ve köylüler tehdit edildi.
Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF )Dersimde OHAL uygulamalarını protesto etmek için bugün ( 05 Agustos ) saat: 19.30’da Taksim’de bir eylem gerçekleştireceğini açıkladı.

dersimDersim’de  OHAL’i ve köy boşaltmalarını Hozat halkı protesto etti. Hozat’a bağlı Ramer köyünde bugün saat 14.00’de ”özel güvenlik bölgesi” bahanesiyle boşaltılmak istenen köyler ile ilgili basın açıklaması yapıldı.Basın açıklamasından sonra kitle ilçe merkezine doğru yürüyüşe geçti.Yapılan basın açıklamasından sonra Hozat Belediyesi’nden bir grup heyet  jandarmalar tarafından boşaltılmak istenen köylere gitti.

dersimmDersim’de  devletin yeniden devreye soktuğu savaş konsepti yasaklı bölge ve köy boşaltmaları şeklinde devam ediyor. Bugün de Dersim – Hozat’a bağlı Amutka köyü askerlerce boşaltılmak istendi ve köylüler tehdit edildi. Oradaki herhangi birinin başına gelecek bir durumdan dolayı hesap verecek olan devlettir.

Yenibaş Karakolu Karaçavuş mezrasında ikamet eden köylülere “04.08.2015 tarihinde saat 17.00’a kadar köyü boşaltın aksi takdirde yaşanacak herhangi bir çatışma durumunda can güvenliğinizi sağlayamayız herhangi bir sorumluluk kabul etmeyiz” diyerek köyün boşaltılmasını istemişlerdir.

Hozat İlçesi sınırlarında bulunan Kinzir Ormanları (Doğuda Karaçavuş Mahallesi, batıda Gürgürbaba Tepe, kuzeyde Bilkan Mahallesi ve Esenler Mahallesi, güneyde Bayram Mahallesi ve Kızılziyaret Tepe arasında kalan alan Tunceli valiliği tarafından 04.08.2015/19.08.2015 tarihleri arasında güvenlikli alan olarak ilan edilmiştir. Kararın gerekçesinde son zamanlarda yaşanan “terör” olayları bahane edilerek “İlimizin sosyal ve ekonomik gelişmesini de olumsuz etkilemeye başlamıştır. Bu eylemler neticesinde vatandaşlarımız, ekonomik, sosyal faaliyetlerini yürütme ve seyahat etme haklarını kullanmaktan mahrum kalmıştır. Günlük hayatları olumsuz etkilenen vatandaşlarımız büyük mağduriyet yaşamaktadırlar” denilmiştir.

Bu karar kapsamında Yenibaş Karakolu Karaçavuş mezrasında ikamet eden köylülere “04.08.2015 tarihinde saat 17.00’a kadar köyü boşaltın aksi takdirde yaşanacak herhangi bir çatışma durumunda can güvenliğinizi sağlayamayız herhangi bir sorumluluk kabul etmeyiz” diyerek köyün boşaltılmasını istemişlerdir. Köylüler bu dayatma karşısında gidecek bir yerlerinin olmadığını, bulundukları yerin ikamet ettikleri yer olduğunu, ekinlerinin hasat zamanında olduğunu ve her hanenin 300-400 tane küçükbaş hayvan beslediğini belirterek köyü boşaltmayacaklarını belirtip tutulan tutanağı imzalamak zorunda kalmışlardır. Köylünün can güvenliğinin olmadığını 17.00’dan sonra giriş çıkışın olmayacağını ve bu durumun iki hafta boyunca devam edeceğini belirten Karakol görevlilerine karşı köylülerin cevabı köylerini terk etmeyecekleri yönünde olmuştur.

Valiliğin kararı ile ilgili mercilere köylülerin yakınlarının yaptığı başvurular sonucunda tüm merciler aynı cevabı vermiştir. Ağız birliği yapılmışçasına yaşanacaklardan sorumlu olmayacaklarını, can kaybı olursa sorumluluk kabul etmeyeceklerini belirtmişlerdir. Karaçavuş ve belirtilen diğer bölgelerde herhangi bir can kaybı olursa bunun sorumlusu kabul etmeseler de devlet, Hozat Kaymakamlığı, Tunceli Valiliği ve Yenibaş Karakolu’dur.

Valilik kararında sosyal ve ekonomik gelişmelerin olumsuz etkilenmesinden söz etmektedir. Ancak köylerin boşaltılması, insanların zorunlu göçe tabi tutulması bu insanların ekonomik olarak sosyal olarak mağduriyet yaşamasını beraberinde getiriyor. Köylülere bu 15 günlük süre içinde ikamet edecekleri bir yer gösterilmemiş, hayvanların barınması ve hayvancılık faaliyetinin devam etmesini sağlayacak bir mera yeri gösterilmemiştir. Hasat zamanındaki ekinleri ile ilgili yaşayacakları mağduriyetin nasıl giderileceğine dair bir garanti verilmemiştir. Köylerini boşalttıktan sonra civardaki ormanların yanması, evlerinin olası bir çatışmada yıkılmayacağının garantisi yoktur.
Yine kararda belirtildiği gibi seyahat etme hakkını kullanmaktan mahrum bırakılmak gerekçe gösteriliyor, ancak karar yürürlüğe girene kadar rahatça gidip geldiğimiz köyümüze bugün güvenlik bahanesiyle giriş-çıkış yapamıyoruz.
Şu ana kadar yapmış olduğumuz görüşmelerde söylenen sözler hep aynıdır. Güvenlikli bölgeden bahsedilmektedir. Ancak nasıl bir güvenlik bölgesiyse doğu-batı yönlerinde iki ayrı karakol bulunmasına ve bu o bölgenin her iki karakoldan da net bir şekilde görünmesine rağmen oradaki insanların can güvenliği konusunda karakol, Kaymakamlık, Valilik ve devlet garanti verememektedir. Bunun yanında insanlar herhangi bir çatışmada ölürse sorumluluk almaktan kaçmak için insanlara tutanak imzalamayı dayatıyorlar. Ve bu bölgenin adı güvenlikli bölgedir. Oradaki herhangi birinin başına gelecek bir durumdan dolayı hesap verecek olan devlettir.

Yasak ilan edilen bölgede şu an ikamet eden 30’a yakın köylü kaldığını ve bunların isimlerini basına yansıtacağımızı belirtiriz. Ayrıca yasak edilen bölgede kalan insanlarla iletişim kurulmasını sağlayacak hiçbir iletişim aracı bulunmamaktadır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here