tumblr_neix4gc4441rksahbo1_1280

Ahmed Arif ve Şiiri;
Ahmed Arif ve Şiiri üzerine onca yazılanlardan sonra onun hakkında ne kadar özgün yazabilirdim bilmiyorum fakat tabi ki söyleyeceğim birçok şey olacaktır.
Halkın dilini seven, o’nun türküleri, ağıtları ve masalları ile beslenen sessiz ve derin bir halk çocuğu… daha kitapta yayımlanmadan Kürtçe ve Zazacaya çevrilerek elden ele köylere kadar yayılalan şiirleri, dağlarda herhangi bir nedenle kaçak dolaşan insanlarımızın donatım ve pusatları arasında dolaşan bir “Otuzüç Kursun”, “Adiloş Bebenin Ninnisi”nin katılması onu en mutlu eden olaylardandı. Kitabı çıktıktan sonra bir çok insan günlük ekmek parasından kesip onun kitabını almıştır ve Ahmed Arif hiçbir zaman alkışa tutkun olmamıştır.

“Umutsuzluğa düşmek”ise bir devrimciye yasaktır. Cellat elinde işkence de ölüme bir soluk kalmışken bile. Yalnız yasak değil ayıptır da. Çünkü devrimcinin kendisi, insanlığın yarını ve umududur. Bir kural, bir ilkedir bu. Namussuzluğun, alçaklığın egemen olmadığı, soylu, güzel ve onurlu bir dünya, bu temel ilke üzerinde kurulur. Bu bayrak, yüreğime delikanliyken çekildi. Şimdi kırkı aştım, her an daha zorlu bir rüzgâr ile atardamarımı doldurmakta:
“… Biz ki, yarınıyız halkın
Umudu, yüzakıyız
Hıncı, namusu…
Şafakları,
Taaa şafakları
Hey canım,
Kalbim dinamit kuyusu… ”
Şimdi sözü sonuca getirelim. Bir yiğit şairse, üstelik bir de devrimciyse elbette yaşadığını yazar. “Yaşadığı” ise salt kendi ömrü değil, yaşama kavgası ve sevdasıyla, acıları, ağıtları, türküleriyle bir yanı geçmiş yüzyılların karanlığına, bir yanı geleceğin aydın sonsuzluğuna uzanan halkın ta kendisi olmalıdır.
Ankara Birliği Dergisi  Mart 1970

UY HAVAR!

Yangınlar,    Kahpe fakları,    Korku çığları    Ve irin selleri, aç yırtıcılar,    Suyu zehir bıçaklar ortasındasın.    Bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!       Pusatsız, duldasız, üryan    Bir cana bir de başa    Seher vakti leylim – leylim    Cellat nişangahlar aynasındasın.    Oy sevmişem ben seni…    Üsküdardan bu yan lo kimin yurdu!    He canım…    Çiçekdağı kıtlık, kıran,    Gül açmaz, çağla dökmez.    Vurur alnım şakına    Vurur çakmaktaşı kayalarıyla    Küfrünü, Medetsiz, Munzur.    Şahmurat Suyu kan akar    Ve ben şairim.    Namus işçisiyim yani    Yürek işçisi.    Korkusuz, pazarlıksız, kül elenmemiş,             Ne salkım bir bakış    Resmin çekeyim,    Ne kınsız bir rüzgar    Mısra dökeyim.    Oy sevmişem ben seni…    Ve sen daha demincek,    Yıllar da geçse demincek,    Bıçkılanmış dal gibi ayrı düştüğüm,    Ömrümün sebebi, ustam, sevgilim,    Yaran derine gitmiş,    Fitil tutmaz, bilirim.    Ama hesap dağlarladır,    Umut, dağlarla.    Düşün, uzay çağında bir ayağımız,    Ham çarık, kıl çorapta olsa da biri    Düşün, olasılık, atom fiziği    Ve bizi biz eden amansız sevda,    Atıp bir kıyıya iki zamanı    Yarının çocukları, gülleri için,    Koymuş postasını,    Görmüş restini.    He canım,    Sen getir üstünü.    Uy havar!    Muhammed, İsa aşkına,    Yattığın ranza aşkına,    Deeey, dağları un eder Ferhadın gürzü!         Benim de boş yanım hançer yalımı    Ve zulamda kan – ter içinde asi,    He desem, koparacak dizginlerini    Yediveren gül kardeşi bir arzu    Oy sevmişem ben seni…                           Ahmed ARİF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here