İstanbul Kent Savunması ”nefretle beslenen dilinizi ”reddediyoruz diyerek AKP’nin savaş politikasına karşı ‘doğayı ve yaşamı ,eşitliği ve kardeşliği,özgürlüğü ve barışı meydan meydan sokak sokak, ev ev
savunacağız’diyor.
istanbul kent savunmasıYapılan açıklamada; Sinop’tan Mersin’e Artvin’den İstanbul’a, Dersim’den Hakkari’ye tüm varlığımız; doğamız, kentlerimiz, emeğimiz, çocuklarımız ve tüm yaşamımız varlığına kölece kurban olsun istiyor’ifadeleri yer aldı.
Açıklamanın tam metni şöyle:
DOĞAYI VE YAŞAMI, EŞİTLİĞİ VE KARDEŞLİĞİ, ÖZGÜRLÜĞÜ VE BARIŞI MEYDAN MEYDAN, SOKAK SOKAK, EV EV SAVUNACAĞIZ!Varlığımıza kast eden topyekun bir savaşın hedefiyiz. Yaşamımızın her alanını teslim almak isteyen kanlı ve kibirli bir sermaye iktidarı, kendi suretinden bir iç savaş toplumu yaratıyor. Sıradan yağmanın iktidarı savaşı, diktatörlüğü ve baskıyı sıradanlaştırarak varlığını sürdürmeye çalışıyor. Kentlerin meydanlarını; nehirleri, ormanları ve yaşam alanlarını; tarım arazilerini ve kırsal alanları; maden ocaklarını; parkları, bostanları ve şantiye alanlarını, bir cinnetin yangınıyla sürüp giden yağmaya, talana ve en bencilce çıkarlara boyun eğdirmeye çalışıyor. Sinop’tan Mersin’e Artvin’den İstanbul’a, Dersim’den Hakkari’ye tüm varlığımız; doğamız, kentlerimiz, emeğimiz, çocuklarımız ve tüm yaşamımız varlığına kölece kurban olsun istiyor.

Hepimiz biliyoruz! Bugün savaş, hangi adla ve hangi biçimde karşımıza çıkarsa çıksın, tek bir şeyi amaçlıyor: Paranın ve zorbalığın iktidarına karşı yükselen direnişimizi kırmak; birbirimize uzanan ellerimizi kırmak; yağmayı ve talanı sonsuza kadar sürdürmek! Ve direniş de bugün, hangi adla ve hangi biçimde ortaya çıkarsa çıksın, tek bir şeyi amaçlıyor: Yaşamımızı, yaşam alanlarımızı, insanlık onurumuzu yağmaya, talana, kırıma, barbarlığa; doğanın, emeğin, yaşamın ve halkların düşmanlarına karşı savunmak!

Hepimiz yaşıyoruz: Bugün savaş, kentlerin ve köylerin yağmasıdır; riskli alan ilanıdır; katil projelerdir; doğa talanıdır. Yaşam alanlarımızdan meydanlarımıza; tohumlarımızdan toprağımıza; suyumuzdan gıdamıza; eğitimimizden sağlığımıza; haklarımızdan canımıza; kanımızdan onurumuza her şeyimizi elimizden alıp, her şeyi mal olarak bize satmak isteyenlerin açgözlü saldırganlıklarıdır. İş cinayetlerine kurban edilen binlerce işçi; kadın düşmanlığıyla katledilen kadınlar; nefret cinayetlerine hedef yapılan LGBTİ’lerdir. Bugün savaş, bunca yağmanın ve talanın hesabı hiç bir zaman sorulmasın diye utanmazca sürdürülen iktidar gaspı; iç güvenlik yasası; sansür; bombalı katliamlar; barbarlara gönderilen TIR’lar; savaş çığırtkanlığı; baskınlar, operasyonlar; kardeşi kardeşe kırdırtmak isteyen yalanlardır. Bugün savaş, kalkınma yalanıyla sürüp giden kırım; eşitlik yalanıyla sürüp giden işsizlik; demokrasi yalanıyla sürüp giden algı operasyonları; özgürlük yalanıyla sürüp giden ötekileştirme, ırkçılık, korku ve nefret dalgasıdır.

Hepimiz görüyoruz: Kirli ve gayrı meşru bir iktidarı sürdürebilmek; kente, doğaya ve bu ülkenin evlatlarına karşı işlediğiniz suçları örtbas edebilmek için, ülkeyi bir cinnetin içine attınız. Hepimiz görüyoruz: Kentlerimizi ve nehirlerimizi yağmalayanlarla Karadeniz yaylalarında teyzelerimizi yerlerde sürükleyenler; asırlık zeytin ağaçlarımızı kesenlerle İstanbul’un nefesi Kuzey Ormanları’nı katletmek isteyenler; Haydarpaşa Garı’nı yakanlarla Cudi’den Dersim’e Antalya’dan Hakkari’ye dağları, ormanları ateşe atanlar; bir ve aynıdır. Börtü böceği ve kuşları; denizde balıkları ve Gezi’den bugüne çocukları acımasızca öldürenler bir ve aynıdır. Bu çok yüzlü ve çok yönlü savaş; yaşama, bize, tüm yaşam savunucularına karşı açılmıştır.

Yağmayla, kanla, katliamla iktidar olmaya çalışanlara sesleniyoruz:
Yalanlarınıza inanmayı reddediyoruz; bizim hakikatimiz yaşam kadar sade ve basit; yalanlarınızı yaşamı savunduğumuz her alanda hakikate dönüştüreceğiz. Nefretle beslenen dilinizi reddediyoruz: Savaş çığırtkanı dilinizin; yağmayı, talanı ve katliamlara karşı yükselen direnişimizi görünmezleştirmesine, bastırmasına izin vermeyeceğiz; yağmanın, kırımın, talanın olduğu her yerde direnişi inatla devam ettireceğiz. Marmara’dan Yırca’ya, Karadeniz’den Alakır’a, Yozgat’tan Perisuyu’na birbirimize uzanan ellerimizi kardeş kanıyla boyamanıza; yaşam savunuculuğu kardeşliğimizin ırkçılık zehiriyle bozulmasına izin vermeyeceğiz! Yaşam alanlarımıza sahip çıkma mücadelemizi barış mücadelesiyle inatla birleştirmeye devam edeceğiz.

Siz, bize ait olmayan kirli savaşınızı ülkemize, evimize, yanıbaşımıza getirerek tüm topluma savaş ilan ettiniz; biz bu savaşa karşı sesimizi bütün mücadele alanlarımızdan yükselteceğiz. Savaşla örtmek, kapatmak istediğiniz ayıpların, suçların üzerini mücadelemizle bir bir açacak, görünür kılacağız. İktidarın ve sermayenin tehdidi ve baskısı altındaki her bir yaşam alanı aynı zamanda bir kavga meydanıdır.

Onurumuzu; yaşama sevincimizi; eşitlik, kardeşlik, özgürlük ve barış düşlerimizi, baskı yasalarıyla boğmanıza izin vermeyeceğiz; baskı ve yalan aygıtlarınıza inat; Gezi’den bu yana yitirdiğimiz tüm canlarımıza, kardeşlerimize, evlatlarımıza verdiğimiz sözü tutacağız; bu ülkede Gezi’den bu yana yeşeren umut gerçek olana kadar, direnişin bayrağını elden ele dik tutacağız. Varlığımızı size kurban etmeyi reddediyoruz: Birleşeceğiz, direneceğiz ve eşitliğin, özgürlüğün ve barışın türküsünü bu ülkenin en büyük meydanlarında her dilden, her cinsten, her inançtan  kardeşlerimizle elele, hep birlikte söyleyeceğiz.Hepimiz biliyoruz: Birliğimizden korkuyorsunuz, çünkü biz birleşince, kirli iktidarınız imkansız oluyor! Hepimiz biliyoruz: Direnişimizden korkuyorsunuz, çünkü biz direnince, parayla, rantla, yalanla kirlettiğiniz kentler, meydanlar ve sokaklar özgürlükle ve kardeşlikle temizleniyor. Biz direnince bu ülke para ve kan değil, yaşamak kokuyor.

Hepimiz bir kez daha tekrarlıyoruz: Bu kentin ve ülkenin meydanlarını; doğasını ve yaşamı; kardeşliğini, özgürlüğünü ve barışını meydan meydan; sokak sokak; ev ev savunacağız.

Siz yenileceksiniz! Biz hep beraber yaşamı kazanacağız!

İSTANBUL KENT SAVUNMASI

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here