“Devrimci sanatçı devrimin hedefleri doğrultusunda görevlerle yükümlüdür.
Devrimci sanatı devrimin hedefleri doğrultusunda sürdürülen mücadeleden bağımsız düşünemeyiz. Mücadelenin dışında devrimci sanat olamaz. Bu nedenle, devrimci sanatçı, herşeyden önce, teorik ve ideolojik bir sağlamlığa ulaşmak için çaba göstermelidir. Yani bilimsel sosyalizmin temel yasalarını öğrenmeli ve toplumsal, siyasal mücadelesinin klavuzu yapmalıdır. Devrimci teoriyi kavramadan devrimci sanat yapılamaz.”
Sanat tek başına devrim yapmaz, fakat doğru bir çizgiyle dünya hakkında doğru bir siyasi görüşe sahip olan bir sanatçı eserleri yoluyla, halkla kitlelerle çok güçlü geniş bağlar kurabilir.”
Yılmaz Güney

Türkiye’ de sinemanın taçsız kralı bugün 79 yaşında.Kısa süren yaşamına uzun bir film yelpazesi ,direnişi,umudu ,aşkı sığdırdı.Yaşamı boyunca özgürlüğü , barışı ve onurlu bir yaşamı savunanlardan olan Yılmaz Güney,bunu filmlerinde imik ilmik işledi.

170_63_680_252_2498-Yilmaz-Guney

 

Tabi hayatımızın her alanını sansürleyenler geri durmadılar(!) sanattan.Büyük ilgi gören filmlerini yasakladılar.Neden mi!?Çünkü o karede gerçekler vardı.Zulmedenlere karşı bir başkaldrış.Her tükenen umuda karşı bir damla direnç vardı.Samimiyet ve içtenlik vardı.Senin benim hepimizin hikayesiydi anlatılanlar…Bu yüzden karanlığın üzerine ışık saçan sanatçıları hapse atarak sustura bileceklerdi(!) En verimli ,başarılı filmlerini yaptığı sırada cezaevinden yönetti filmlerini…Yasaklar kalktığında bir çok ödüle sahip oldu.

tumblr_n3d5ic4kGQ1sb77cho4_1280

Sinema ve yazın hayatının en verimli yıllarını cezaevlerinde geçiren Güney’in sanat yaşamını sayılarla ifade edecek olursak ortaya şöyle bir tablo çıkıyor: 104 filmde başrol oynadı. 24 filmi kendi yönetti. 50 filmin senaryosunu yazdı, 6 filmin senaryosuna yardım etti. Tüm bunları topladığımız zaman Yılmaz Güney’in emeği geçtiği 111 film var. Güney, Türk sinemasına 1958-1983 yılları arasında, yani çeyrek yüzyıl boyunca, katkıda bulundu.

Yılmaz-Güney-Kazanacağız-Kapak-Fotoğrafı-Hd-Facebook-Kapak-Fotoğrafları-Cover-www.kapakresimleri.org_

Cezaevinde de sürdürdüğü devrimci mücadelesi ve yazdığı yazılar nedeniyle aldığı cezalar 100 yıllık bir zamanı bulunca cezaevinden kaçan Yılmaz Güney, gizlice yurtdışına çıktı ve Paris’e yerleşti. Yurda dönme çağrısına uymayınca 1983’te vatandaşlıktan çıkartıldı. Güney, 1980 faşist darbesinin tüm baskılarıyla yaşandığı Türkiye’deki bir cezaevinde yaşananları konu ettiği ‘Duvar’ adlı filmini Fransa’da çekti. Pek çok duvarı aşmak zorunda kaldığı yaşamındaki son yönetmenlik denemesini olan ‘Duvar’da, Türkiye’deki cezaevlerinde yaşanan baskı ve zulmü, özgürlüğün sınırlanmasını, insanlık onurunu ve haklarını hiçe sayan uygulamalar noktasında ele alarak, gerçekliğin ürkütücü tarafını bütün çıplaklığıyla ortaya serdi. Demir parmaklıklar ardından cellatlarına isyan eden çocukların haykırışı, bir anlamda masumiyetin ve sevginin, değerlerini yitiren dünyaya karşı haykırışını temsil ediyordu. Yılmaz Güney ise “Duvar”ı tek cümle ile şöyle özetliyordu: “Bu filmde anlatılanlar, yaşanmış olayların yeniden harmanlanmasıdır. Onlar, kan, ateş ve gözyaşı içinde, duvarların karanlığında ışığı ve suyu aramışlardı…”1983’te tamamladığı bu film onun son filmi oldu. Bir sonraki yıl, 9 Eylül 1984’te yakalandığı amansız hastalıktan kurtulamayarak, düşlerindeki sayısız projesiyle birlikte aramızdan ayrıldı.

08_d

Büyük usta yasaklı olduğu topraklardan çok uzakta ölümsüzleşirken, son günlerinde, hasta yatağında bile şöyle diyordu:
“Biz hep gurbet türküleri söylemek istemiyoruz. Dağlarımız, ovalarımız, ırmaklarımız bizi bekliyor… Bir köle olarak yaşamaktansa bir özgürlük savaşçısı olarak ölmeyi tercih ederim…”

17_d

Nazım Hikmet, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin, Ahmet Arif, Ruhi Su… Kimi ömrünün çoğunu zindanlarda geçirdi, kimi yıllarca sürgünde yaşadı, kimi de bile bile ölüme terkedildi… Çünkü onlar tavırlarını emekçi halk kitlelerinden ve sınıftan yana, sömürüsüz bir dünyadan yana koymuşlardı. Çünkü, onların sanatı egemenlerin değil, ezilenlerin sanatıydı. Çünkü onlar birer ‘devrimci sanatçı’ydı.

İyi ki Doğdun taçsız kral..

 

“Baylar, korkunuzu, telaşınızı anlıyoruz. Bugün otlandığınız toprakları, fabrikaları madenleri korumak için her türlü vahşete hazırsınız. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydası yoktur ve hiçbir vahşet bizi haklı davamızdan caydıramayacaktır. Sizi, kendi yarattığınız sosyal-siyasal çelişmeler içinde, döktüğünüz ve dökeceğiniz kanlar içinde boğacağız. Bizim ülkemize dönme hem de zaferle dönme umudumuz ve güvenimiz vardır. Ama sizler bir gün kaçacak ve bir daha dönemeyeceksiniz. Beyaz Ruslar’a bakın , Kral Faruk’a, Şah’a, Somoza’ya bakın ve halkın geleceğini görün.’YILMAZ GÜNEY

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here