Diyarbakır’da KESK, DİSK, TMMOB, TTB ‘OHAL Değil, Demokrasi istiyoruz, OHAL’de kadınlar neler yaşadı’ konulu panel düzenledi.

SES Diyarbakır şubesinde düzenlenen panele Avukat Eren Keskin, DBP MYK Üyesi Hediye Karaaslan, KESK Genel Merkezi Kadın Sekreteri Gülistan Atasoy, konuşmacı olarak katılırken, ayrıca panele TJA, HDP, DBP’li kadınların yanı sıra eğitim ve sağlık emekçisi kadınlarda  katıldı. Panelde kadınların geçmiş dönemlere nazaran artan oranda bir baskıyla karşı karşıya oldukları vurgulanırken, OHAL’in  en çok kadınları olumsuz etkilediği, saldırılara karşı tüm kadınların bir araya gelerek mücadele etme çağrısı yapıldı.

” Şiddet devlet eliyle bu kadar meşrulaştırılmamıştı”

Panel de ilk olarak konuşan Eren Keskin, taciz ve tecavüzün bir savaş politikası olduğuna dikkat çekti. Bu politikaların bugün OHAL ile bütün coğrafyaya yayıldığını söyleyen Keskin, “Evet şiddet vardı ama devlet eliyle bu kadar meşrulaştırılmamıştı. Tüm kadınların ortak mücadelede bir araya gelmesi gerekiyor” diye konuştu.

“Köleleştirme sistemi yarattı”

KESK Genel Merkez kadın sekreteri Gülistan Atasoy konuşmasında, kadının ev içerisindeki emeğinin değersizleştiren bir anlayışın oluşturulduğuna dikkat çekerek, “Hükümet bu politikalarını son dönemlerde çıkardığı yasalarla hayata geçirdi. Kadınların iş koşullarının ise OHAL ile ağırlaştı. Hükümet kadına yönelik çalışma alanında yeni köleleştirilmiş bir iş sistemi yarattı. Kadınların örgütsüzleştirilmesine yönelik politikalar uygulanıyor. İş güvencesi KHK ile ortadan kaldırıldı. Kamuda 21 bin kadın ihraç edildi. özellikle ihraç edilen kadınlar çevresel ve aile etkili baskılar neticesinde ciddi sıkıntılar yaşıyor. Tüm bunlara karşı kadınların bir araya gelerek mücadelenin yol ve yöntemlerini oluşturması gerekiyor” dedi.

“43 kadın merkezi kurduk”

DBP Yerel Yönetimlerden Sorumlu MYK Üyesi Hediye Karaaslan ise, “Şuana kadar belediyecilik anlayışı denildiğinde akla hep Melih Gökçek ve Topbaş belediyeciliği gelirdi. Belediyecilik anlayışını sosyal ve kadın belediyecilik anlayışıyla uygulamaya koyarak değiştirdik. Yerel yönetimleri kazandığımız 1999 yılından 2016’ya kadar gelen süreçte 43 kadın merkezi kurduk. Bununla birlikte 102 belediyemizde kadınlara ait yaşam alanları vardı. Sığınma evleri algısını kadın yaşam merkezleri olarak değiştirdik. Buralar önleyici çalışmalar yürütüyordu. Bu mekanlar kadınların sadece şiddete uğradığında geldiği yerler değildi. Önleyici çalışmalar yürütüyorlardı kuruldukları semtte. Çocuk istismarı, şiddet, erken yaşta evliliklere karşı çalışmalar yürütüyorlardı”şeklinde konuştu.

“Kadın merkezleri işlevsizleştirildi”

Kayyım geldikten sonra kadın merkezlerin içinin boşaltılarak, işlevsizleştirildiğini belirten Karaaslan, “Amed ve Mardin’de müftülükten atamalar yaptılar kadın kurumlarına. Şimdi kadın merkezlerinde toplu nikah törenleri, kurslarda iyi anne olma, iyi dikiş dikme eğitimi veriyorlar. Kadın merkezlerimizi KADEM’e devrediyorlar. Van ve Akdeniz’de ki sığınma evlerini piknik alanına çevirdiler. Tüm bunları yapmalarında ki amaç örgütlü kadından korkmalarıdır. Örgütlü kadın artık onların istediği gibi itaat eden kadın değildir” dedi.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here