KHK ile atıldıkları işlerine geri dönebilmek için 268 gündür açlık grevinde olan eğitimciler Gülmen ve Özakça’nın yargılandığı davanın 6’ncı duruşması Ankara’da görüldü.

Nuriye Gülmen, örgüt üyeliğinden 5 yıl hapis cezasına, cezanın artırımla 7,5 yıla çıkmasına, indirimle 6 yıl 3 ay cezasına karar verilerek, tahliyesine karar verildi. Aynı dava kapsamında tutuksuz olarak yargılanan Semih Özakça ve Acun Karadağ’ın tüm suçlamalardan beraatine ve adli kontrol şartının kaldırılmasına karar verildi.

Kararın ardından Semih Özakça “Nuriye hocayı oradan aldık.‘Kazanacağız’ demiştik, kazandık. Mahkumiyet ya da beraat kararı bizim için önemli değil, biz halkın kararına bakarız” dedi.

Numune Hastanesi’nin tutuklu koğuşunda tutulan Gülmen’in, pazartesi günü görülen beşinci duruşmada savcının tahliye talebine rağmen mahkeme, “tutukluluk halinin devamına” karar vererek duruşmayı ertelemişti.

20.43: Nuriye Gülmen tahliye edildi.

18.51: Semih Özakça: “Burada bir şeyleri hızla karara bağlama çabası var. Bu acele neden? Ben çok mahkemelere çıkan biri değilim ama burada bir hata var… Savcılık benim için diyor ki üye olmamakla birlikte yardım etmek. Kanıtı nerede? Şu: Birisi var, cani cehenneme birisi, bir şey söylemiş. Kanit bu.”

18. 49: Acun Karadag’ın sözlerini bitirmesinden sonra Semih Özakça söz alarak kendini ifade etti ve salondaki duygulandıran konuşmasına başladı.

18.42: Acun Karadag: “Halk Nuriye ve Semih’in açlık grevi yapmasına sebep olanları kınadı. Hindistan’da borçlu olanın kapısında açlık grevi yapan olunca kapısındakinin açlığına sepep olan borçluyu kınadıkları gibi halkımız da iktidarı kınadı.”

18.34: Acun Karadag: “Ben açlık grevi yapmadıysam kalp pilim yüzündendir. Biz başkasına zarar veren eylemleri hiçbir zaman doğru bulmadık. Nuriye ile Semih açlık greviyle kime zarar verdiler? Ne yaptılar?”

18.32: Acun Karadağ: ” Hiç mi içimizde onur kırıntısı yok ki haksız yere işten atılıp direnmek için bir örgütten talimat bekleyeceğiz? Biz görevlerimize tepeden inme mi geldik? Hayır. Biz kazıya kazıya bulunduğumuz yere geldik.

18.30: Tanık ifadelerinden sonra Acun Karadağ öğretmen soz aldı : “20 yıllık öğretmenim. 6 celsedir öğrettiğim ve öğrendiğim her şeyin ters yüz edilmesini ibretle takip ediyorum.

18.23: Direnişçi Mahmut Konuk açlık grevi önerisini ilk başta “ağaç kökü yesinler” açıklamalarına çok sinirlenen Veli Saçılık’tan duyduğunu ve onun onerisi ile ihraç kamu emekcileri olarak hep birlikte tartıştıklarını ifade etti.

18.20: Avukat Mehmet Lütfü Tiryaki: “Semih öğretmenlik yaparken en ufak bir suçlama yok! Görevi ile ilgili tek bir mahkemede suçlama yok! Ama açığa alınıyor, sonra KHK ile görevden atılıyor! Açlık grevi öyle başlıyor.

18.15: Veli Saçılık bakanın “ağaç kökü yesinler” açıklamasının kendisinin onuruna dokunduğunun ve böylece kendisini direnişte bulunduğunu, direnmeyi ifade etti.

18.07: Veli Saçılık aclik grevi fikrini kendisinin bakanın bu açıklamasından sonra öğrenildiğini, ilk açlık grevi önerisinin kendisinden geldiğini ve Nuriye Semih Acun ile açlık grevini birlikte tartıştıklarını ifade etti.

18.05: Veli Saçılık kendisinin ilk ortaya attığı açlık grevi fikrinin süresiz dönüşümlü açlık grevi yapma fikri olduğunu soyledi. Nuriye’nin açlık grevi fikrini biraz daha düşünelim diyerek birlikte dusunduklerini düşündüklerini anlattı.

15.00: Nuriye Gülmen’in ifadesi

Kuvvetli suç şüphesi diye sihirli bir sözcüğünüz var, onu söyleyince her şey bitti tamam oluyor. Bunu doğuran şey de bir tanığın söyledikleri. Konsere gitmiş biri beni örgütle Nuriye tanıştırdı diyor. Bir konsere gidip kendini örgüt üyesi sanıyorsa ben ne yapayım. Yaprak’ın Fatih hakkında söylediklerine katılıyorum. Madde bağımlısı olduğu çok açıktı. Önünüzdeki pespaye dosya içinde ne vardı? Hiçbir şey. İlk iki duruşmada bu tanık beyanları da yoktu. Yine de bırakmadınız bizi. Sonra çürütülen tanık beyanlarına dayanıyorsunuz. Benim hakkımda zaten bir hüküm kurulmuş durumda. Öyle davranıyorsunuz çünkü. Artık bugün mahkemenin çok acelesi olduğu için o hükmü açıklayacak. Ama kendi hükümleri değil tabiki bu. Bu zamana kadar kendileri hiçbir şey yapmadıkları için hüküm de onların olmayacak. Hakkımızda kitapçıklar mı çıkartılmadı, açıklamalar mı yapılmadı? Heyet bir kere de ne yapıyorsunuz, yargılamamıza müdahale ediyorsunuz demedi. Ben artık heyete konuşmuyorum. Onlara olan tüm inancımı geçen celseden sonra özellikle yitirdim. Benim ne söylediğimin bir önemi yok çünkü onlar için. Ben tek bir sözümün çok kıymetli olduğu halkımız için konuşacağım. Dünyanın bir ucundan küçük bir çocuk bana mektup göndermişti, ‘öğretmenim size bir şey olsun istemiyorum’ diye. Ben o çocuk için konuşacağım.

Geçen celse kendimi tehdit altında hissettiğim için konuşmamıştım. Çünkü savunma vermememe rağmen bana ‘bu söylediklerin savunman sayılabilir geri kalanlar hakkında susma hakkını kullanmış kabul edilebilirsin’ demiştiniz. Ama şimdi umrumda değil, savunma mı sayacaksınız, sayın ya da saymayın, kendimi anlatmıştım yine kendimi anlatacağım. Biz direnerek kendimize hatırlatıyorduk öncelikle haksız yere işten atıldığımızı. Kimseye anlatamasak bile kendimize hatırlatıyorduk. Haksız yere işimizden atılmayı kanıksamadık çünkü. Bunun için kendimle de arkadaşlarımla da gurur duyuyorum. Bizim direnişimizi besleyen şey haklılıktı.

Daha açlık grevi gündemimizde değilken bir alman televizyonu belgesel çekmek istediğini söyledi. İki gün bizimle birlikte vakit geçireceklerdi. Sonunda peki ne olacak diye sordular, valla canımı sokakta bulmadım açlık grevine başlarım demiştim.

O zamanlar daha ihraç bile edilmemiştim, sadece açığa alınmıştım. Açlık grevi o kadar güçlü bir eylem ki açlık grevine başlarsam hemen sonuç alacağmı düşünüyordum. Ben açığa alınmış halimle eylem yapıp işime dönmeyi beklerken beni dalga geçer gibi ihraç ettiler.

Sonra açlık grevi gerçekten gündemimize geldi. Tamamen bir keyfilik içerisinde bize her gün saldırmaları öfkemizi büyütüyordu. Ama biz yılmadan her gün Yüksel’e çıkmaya devam ettik. Kemik acısı deyip direnişimize devam ediyorduk.

Açlık grevi fikri bu saldırılardan sonra, insanlarla, milletvekilleri ile, dostlarımızla konuştuktan sonra iyice olgunlaştı. Nihayet Meclis’te basın açıklaması ile açlık grevine başlayacağımızı duyurduk.

O gün Meclis çıkışında bizi gözaltına aldılar. 5 gün gözaltında kaldık ve açlık grevine böyle başlamış olduk. Biz gözaltında iken meydan boş kalmamıştı. İnsanlar gelip pankartlarımızı yapıp, anıtı her günki haline dönüştürmüşlerdi. Açlık grevi insanlarda büyük bir patlama yaşattı. Her zamankinden çok daha kalabalık oluyordu meydan.

O en kalabalık olduğu bir günün fotoğrafı var, işte o fotoğrafın alındığı günden çok kısa bir süre sonra gözaltına alındık zaten. Anıtta açlık grevi yaparken canlı yayın yapıyorduk bazen. 38. günde yanlışlıkla bugün açlık grevinin 58. günü dedim. Sonra Allah korusun ne 58’i diye düzelttim. 58 gün o kadar uzaktı ki, oraya varmaz bizim işimizi geri vermeleri diye düşünüyordum çünkü.

“HEYETE TAVSİYE EDİYORUM, SİZ DE DİRENİN”

268 gün Semih’in de benim de düşündüğümüz bir şey değildi ama buna siz sebep oldunuz. Ne kadar çok saldırı olursa biz o kadar direnişe tutunuyoruz. Biz direnişe tutundukça bizi yenebilecek hiçbir şey yok çünkü. Hakkımızda vereceğiniz ara karar ya da hüküm asıl sizin hakkınızda olacaktır. Çünkü halk bizim hakkımızdaki kararını çoktan verdi. Bizim gönlümüz rahat o yüzden. Tavsiye ediyorum heyete siz de direnin. Talimat mı geliyor size, direnin. AKP iktidarının halka karşı saldırgan tutumuna set olmak açısından hem çorbada tuzunuz olur hem de asıl olarak alnınız ak olur.

“BURASI TAM KAVGANIN ORTASI…”

Sevgili direniş dostları, bu son sözüm değil ama şimdilik şunu söyleyeceğim: Burası tam kavganın ortası…

Gülmen’in konuşması alkışlar eşliğinde sona erdi.

12.35: Mahkeme heyeti Özakça beyanlarına devam ederken beyanı kesti ve 14.00 kadar ara verdi.

Semih Özakça: Ben talimatı vicdan örgütünden aldım. Vicdanım evde oturmaya el vermedi. Bu haksızlığa karşı çıkmak istedim. Ben talimatı öğrencilerimden aldım. Onlar gözyaşı dökerken, onlara söz verdim geri geleceğim diye. Bu eylemim, talebim terör örgütlerine nasıl yardım edebilir? Nasıl onların işine yarar? Onlara yardım etmez, onların işine yaramaz. İşime dönersem bu durum öğrencilerime yarar. İhraç edilmiş bekleyen binlerce emekçiye umut olur ona yarar. Ben açlık grevinde işime dönebilme umudumu gördüm. Diğer tarafta beklemekte bir umut göremedim. Dava dediler mahkemeler bakmadı. Komisyon dediler ortada tek bir karar dahi yok.

11.55: Savcı, Nuriye Gülmen için adli kontrolle tahliye talebinde bulundu.

11.40: Veli Saçılık tanık olarak dinleniyor: Ben ihraç edildiğimde Nuriye hoca Yüksel Caddesi’ndeki eylemine başlamıştı.

11.30: Tanık Yaprak Yılmaz Nuriye Gülmen’i tanıdığını, eyleme polisin müdahale ettiğini ve eylemde kimsenin bomba atmadığını kaydetti. Yılmaz, gizli tanığı tanıdığını belirterek, “Yalancı biriydi, her şeyi abartırdı. Ben yalanları sebebiyle arkadaşlığımı kestim” dedi.

11.20: Tanık Ömer Lütfi Zeren şunları söyledi: Nuriye ve Semih hoca ile Gezi direnişi sırasında tanıştım. Ben de akademi camiasından biriyim. Nuriye hocanın çevirdiği Milenaya Mektuplar kitabını görmüştüm ve Eskişehir’de yaşadığını öğrendiğimde dikkatimi çekmişti. Berkin Elvan eylemine katıldım. Nuriye Gülmen’i orada gördüm. Öncesinde buluşmadım. O gösteriye çok kalabalık bir katılım olmuştu. Nuriye hocayı kitlenin ortalarında gördüm. O gösteride bir patlama olduğunu hatırlamıyorum. Gizli tanık Berk’in söyledikleri gerçeği yansıtmıyor.

11.15: Nuriye Gülmen, Numune Hastanesi’nden SEGBİS yolu ile duruşma salonuna bağlandı. Tanık Ömer Lütfi Zeren de duruşma salonuna bağlandı.

11.10: Mahkeme heyetinin gelmesiyle duruşma başladı.

11.00: Duruşma başlamak üzere… Nuriye Gülmen 6’ncı duruşmaya da getirilmedi.

9.30: Duruşmaya destek olmak için İstanbul’dan yola çıkan araç Ankara girişinde durdurularak bağlandı.

***

Numune Hastanesi’nin tutuklu koğuşunda zorla tutulan Gülmen’in, Pazartesi günü görülen duruşmasında savcının tahliye talebine rağmen mahkeme, “tutukluluk halinin devamına” karar vererek duruşmayı ertelemişti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here