İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 103 gündür Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Ahmet Şık, gazeteciler Nedim Şener, Soner Yalçın, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Hanefi Avcı, Muhammet Sait Çakır, Yalçın Küçük ve Coşkun Musluk katıldı.Mahkeme, davada yargılanan tüm sanıkların beraatine karar verildi.

4 Şubat 2011 yılında Gazeteciler Soner Yalçın, Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan Odatv davasının son duruşması 15 Şubat 2017’de yapılmıştı. Savcının tüm sanıklar için beraat talep ettiği mütalaasının ardından, 15 Şubat’taki duruşmada son savunmalarda yapılmıştı. Son savunmalar sonrasında mahkeme heyetin değişmesi ve dosyanın kapsamlı olması nedeniyle duruşmayı 12 Nisan’a ertelemişti. Odatv davasında, Prof. Dr. Yalçın Küçük, Soner Yalçın, Doğan Yurdakul, Barış Pehlivan, Barış Terkoğlu, Müyesser Yıldız, Mümtaz İdil, Nedim Şener, Ahmet Şık, Hanefi Avcı, Sait Çakır, Coşkun Musluk ve İklim Bayraktar sanık olarak yargılanmakta. 14 sanıkla başlayan davada, Kaşif Kozinoğlu cezaevinde hayatını kaybetmişti.

Odatv’de yer alan habere göre tutuklu gazeteci Ahmet Şık’ın duruşma salonuna getirilmesiyle başlayan duruşmaya sanıklardan Doğan Yurdakul, Müyesser Yıldız, Mümtaz İdil ve İklim Bayraktar katılmadı.

‘BU ADLİYE SARAYI ADALETİN MEZARI OLDU’

Odatv davasına ilişkin son sözlerini söyleyen Ahmet Şık, “Aslında söyleyecek çok söz var. Ama aklımdan geçenleri söylersem yeni bir dava olacak. Hakkımızda yeni iddianame yazan iktidarın tetikçiliğini yapanları kastediyorum. Bu adliye sarayı adaletin mezarı oldu. Girişteki adalet heykelin terazisinde bir tarafında adalet şeref diğerinde adaletsizlik ve şerefsizlik var. Ve maalesef bu yargı mensupları için bu terazinin kefesindeki kötülük daha ağır oluyor” dedi.

Gazeteci /Yazar Soner Yalçın son sözlerinde beraatini talep ederek, bu davayı kurgulayanların yargılanmasını istedi.  Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan da aynı şekilde “Bu salonda kumpaşçıların yargılanmasını istiyorum” dedi.

Odatv Haber Müdürü Barış Terkoğlu “6 yıl önce bu davada sanık olmak ülkenin lanetlisi olmak yazıları kitapları yasaklanmak demekti. 6 yıl sonra yozlaşmış iktidarlardan devlet içindeki çetelerden bağlantısız olmak anlamına geliyor. Bu davada hakim ya da savcı olmaktansa sanık olmayı tercih ediyorum, mutluyum. Biz yazgımızı kendimiz yazdık. Hakimler de yazgılarını kararlarıyla yazar. Önce salona sonra memlekete kararınız hayırlı olsun” diye konuştu.

PROF. DR. YALÇIN KÜÇÜK: BU DAVALARDA HUKUK YOKTUR

Prof. Dr. Yalçın Küçük, “Ben bu salonda 1 numara olmakla yargılanıyorum. Beni Ergenekon’da tutuklayıp bu davada tahliye ettiler.  PKK’ye yönetmekle, Ergenekon’u yönetmekle, Odatv’yi yönetmekle suçladılar. Ben buradan beraat edersem, 2 davadan beraat edeceğim. Biri Odatv diğeri Ergenekon. Benim için tüm mahkemeler tek mahkemeydi. Biri tutarsa diğeri bırakıyordu. Benim de arkadaşlarımın da tutuklanmasında da bırakılmasında da hukuk yoktur. Anayasa mahkemesini sulh ceza mahkemesi gibi kullandılar.  Siyasi dengeler nedeniyle bizi bıraktılar. Çok sıkıştılar. Obama’nın elinde bir imkan vardı. Fethullah Gülen vardı. Fethullah’ın elinde de AYM vardı. Onlar önce vekil arkadaşlarımızı sonra bizi (Ergenekon davasını kastediyor) bıraktılar. Girmemiz ne kadar hukuksuzsa çıkışımız da öyledir. Ahmet Şık’a sordum ‘içerde bana ihtiyacın var mı’ dedim. ‘Yok’ dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here