20. yüzyılın başlarında Almanya da sömürgeci devletler arasına katılmak istiyordu. 1904-1907 yılları arasında Afrika’nın yeraltı zenginliklerinden pay talep edince, sömürgeci güçler aralarında “Afrika Dalaşı” adı verilen vahşi bir mücadele başladı. Alman askerlerince bu dönemde bugün Namibia olarak bilinen topraklarda Herero ve Namaka halklarına karşı 20. yüzyılın ilk soykırımı işlendi.

Almanya İmparatorluğu, sömürge kazanmakta geç kalmış emperyalist bir devlet olarak Afrika’nın yeraltı ve yer üstü zenginliklerine göz dikmişti. Bu dönemde İngiltere ve Fransa Afrika’nın büyük kısmını kontrol altında tutuyordu. Almanya, bugün Namibia olarak bilinen Güneybatı Afrika bölgesini işgal etti. Büyük Britanya bölgeyle ilgisi olmadığını açıklayarak. o sıralarda Afrika’da neredeyse önemli hiç bir sömürgesi bulunmayan Almanların Avrupa dışında yerleşbildikleri tek yere sahip olmalarına göz yumdu.

Bölgede genellikle avcılık ve çobanlıkla geçinen Herero ve Nama halkları yaşıyordu. Almanlar ele geçirdikleri toprakların tarıma elverişli olanlarına Almanya’dan gelen göçmenleri yerleştirmeye başladılar, ayrıca bölgede bulunan elmas madenlerini hızla işletmeye açtılar. Yerli halklar ise köleleştirilerek Alman göçmenlerin ve askerlerin hizmetine verildi.

1903’te ilk isyanı başlatan Nama kabilesi oldu. Hendrik Witbooi yönetiminde 60 kadar Alman yerleşimciyi öldürdüler. Namalara daha sonra Hukku’lar da katıldılar. Şef Samuel Maharero idaresindeki isyanlarla beraber bölgede mücadele artarak sürdü.

1904’te Hererolar tekrar isyan etti ve bu kez 120 Alman öldürüldü. Bunun üzerine Berlin Ekim 1904’te bölgeye General Lothar von Trotha komutasında 14.000 asker gönderdi. Alman kuvvetleri sayıları 3000-5000 civarında olan Herero savaşçısı ile Waterberg Şavaşı’nda karşılaşarak yenilgiye uğrattılar. Buradan kurtulanlar ve aileleri ise Britanya’nın isyanı durdurmaları karşılığı sunduğu sığınma hakkını kullarak Bechuanaland bölgesine gittiler.

Şavaşın ardından sığınma hakkı verildiğini duyan 24 000 kadar Herero’lunun hayatı Kalahari çölünde Bechuanaland bölgesine ulaşabilme umudu ile çıktıkları çöl yolculuğunda sona erdi. Sonradan bölgede görev yapan Alman devriyeleri 7-8 m.lik su bulmak amacıyla kazınmış kuyularının dibinde binlerce kemik buldukları rapor etmişlerdir. Şef Maherero ve 1000 kadar adamı çölü geçerek Bechuanaland’da sığındılar.

Savaştan kurtulan ve sığınmak için Britanya bölgesine kaçamayan çoğu kadın ve çocuk tıpkı Britanya İdaresindesi 1. ve 2. Boer Savaşlarından kalanların başına gelen kadere benzer şekilde toplama kamplarına yerleştirildi. Almanlar her Herero’ya bir numara verdiler ve kamplarda ya da çalışarak ölen her Herero’nun kaydını düzenli bir şekilde tuttular. Kamplardan çalışmak üzere Alman firmalarına gönderilenlerin ölmelerine göz yumuluyordu. Ağır çalışma koşulları hastalıklar ve kötü beslenme yüzünden Herero’ların nüfuslarının %50-%80’nin yok olduğu sanılmaktadır.

1908’de Alman idaresinin tekrar kurulmasına dek 100 000 insanın öldüğü sanılmaktadır. Olaylarda 19 000 Alman askerinin yer aldığı düşünülmektedir. 1985 BM Whitaker Raporuna göre 65 000 Herero (nüfusun %80’i) ve 10 000 Nama’nın (nüfusun %50’si) 1904-1907 arasında öldüğü ya da öldürüldüğü düşünülmektedir. Başka kaynaklar toplam sayıyı 100 000’e tamamlamaktadır.

Tam bu zamanlarda bölgede bulunan elmas yatakları bölgenin önemini Almanya ve diğer devletler için daha da arttırdı. Almanya, Birinci Dünya Savaşı sonucunda imzalanan Versay Anlaşması ile bu sömürgesini yitirdi, bölgeye Güney Afrika hakim oldu.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here