NO PASARAN- GEÇİT YOK sözleri:

Bir koridor gibi çın çın öten daracık sokaktan ayaklarını vura vura uluslararası birlikler geçiyordu.
kimler yoktu ki aralarında?
uzun saçlı aydınlar, inatçı komünistler, nietzsche bıyıklarıyla yaşlı, sovyet filimlerindeki jönleri andıran yüzleriyle genç polonyalılar, kafası traşlı almanlar, cezayirliler, bunların arasına yalnışlıkla karışmış ispanyollar denebilecek italyanlar, hiç kimselere benzemeyen ingilizler, moris tores’e ya da moris şovalye’ye benzeyen fransızlar… hepsi de çelikleşmiş dimdik!

kışlalarına yaklaşıyorlardı ya, birden marş söylemeye başladılar. ve yeryüzünde ilk defa olarak savaş düzeninde yürüyen her ulustan karmakarışık bir sürü adam, enternasyonal’i bir ağızdan söylemiş oluyordu…

kimselere nasip olmayan böylesi bir kardeşleşmenin görkeminden titredi madrid. coşkuyla fısıldadı tek bir ağız gibi: “bizimle savaşmaya, bizimle ölmeye gelmişler!” onların dil sorunu yoktu, dünyayı yaratan ellerinden tanırlardı birbirlerini. no pasaran sır değildi onlar için. ve hangi dilde verilirse verilsin anlarlardı “hücum!” komutunu. yüzlerini bile görmedikleri ispanya işçi ve köylüleri için aynı kahramanlık ve sadelikte öldü onlar.

öldüler haykırarak! diz çökerek yaşamaktansa ayakta ölmek yeğdir!
no pasaran!

proleterya partisi, savaşta en ön safta
beşinci alayı kurdu
savunmak için ispanya’yı

ispanya’nın çiçeği, en kırmızı çiçeği halkın
omuz omuza 4 taburla
dövüşüyor madrid sokaklarında

anacığım, anacığım
bak şuraya şarkılarla
yürüyor alayımız, yürüyor savaşa doğru,
yürüyor faşizme karşı!

Tarihte bugün ölüm yıl dönümü olan Dolores Ibárruri, Bask kökenli komünist politikacı ve İspanya İç Savaşı’nın daha çok La Pasionaria olarak bilinen cumhuriyetçi lideri. Madrid savunması sırasında öne çıkan No Passaran sloganı ve cumhuriyet savunusu onun en iyi bilinen yanlarındandır. “Dizlerimin üstünde yaşamaktansa, ayaklarımın üstünde ölmeyi tercih ederim.” sözünün sahibidir.

cvcv

Basklı bir maden işçisi baba ve İspanyol bir annenin kızı olarak Gallarta’da büyüdü. Ibarruri, Sosyalist devrimci maden işçisi Julián Ruiz Gabiña ile evliliğinin ardından Somorrosto’ya taşındı. 1920’lerde, Carlist Katolik genç bir kadınken, devrimci militan bir aktivist ve 1921 yılında kuruluşuyla birlikte İspanya Komünist Partisi’nin ilk üyelerinden biri haline geldiği yer burasıydı. 1930’larda İspanya Komünist Partisi’nin yayını “Mundo Obrero”da yazar oldu ve 1936’da İkinci Cumhuriyet sırasında Asturias meclisine vekil olarak seçildi. İspanya İç Savaşının sona ermesi ve İspanya’dan sürgüne gitmesinin ardından, 1944’den, PCE başkanı olarak seçileceği 1960 yılına kadar görevde kalacağı İspanya Komünist Partisi’nin genel sekreterliğine getirildi. 1960’tan 1989’daki ölümüne kadar Parti’nin başkanlığı görevini sürdürdü.1977’de İspanya’ya dönünce, ilk kez İkinci Cumhuriyet sırasında temsil ettiği bölgeden, Cortes’e (İspanya parlamentosuna) yeniden vekil olarak seçildi.

Ibárruri, 20. yüzyılın en önemli ajitatörlerinden biri olarak kabul edilmektedir.

scscs

Yaşamı

İspanya’nın Bask bölgesi’nde Vizcaya kentine bağlı Gallarta’nın bir kasabasında yoksul madenci Carlist ve Katolik bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi, gerçekte Soria’lı olan Juliana Gómez ve Antonio Ibárruri’nin onbir çocuğundan sekizincisiydi. Okumak istiyordu ama ailesi onun eğitimi için para ayırabilecek mali güçten yoksundu. 1916’da henüz yirmi yaşındayken, aynı zamanda bir politik aktivist olan maden işçisi Julián Ruiz ile evlendi. Altı tane çocuğu oldu fakat dördü yetişkinliğe eremeden, aşırı yoksulluk nedeniyle öldüler.

1917’de genel greve katıldıktan sonra Ruiz’in tutuklanması, ailenin ekonomik sıkıntısını daha çekilmez bir hale getirdi. Ibárruri Karl Marks’ın yazılarını okudu ve Komünist Parti’ye katıldı. Madenci gazetesi El Minero Vizcaíno için “La Pasionaria” (tutku çiçeği) takma adıyla makaleler yazdı.

1920 yılında Bask Komünist Partisi’nin taşra komitesine seçildi. Kazandığı ün ve saygınlık nedeniyle 1930 yılında İspanya Komünist Partisi’nin Merkez Komitesine seçildi.

1931 yılında İkinci Cumhuriyet’in kuruluşuyla beraber Madrid’e taşındı. Burada sol-kanat gazete Mundo Obrero’nun editörü oldu. Kadınların yaşam koşullarını düzeltmek için çaba harcadı. Daha sonra Parti’nin polit bürosuna atandı. Faaliyetlerinden ötürü birkaç kez yakalandı ve tutuklandı. Hitabet yeteneği, onu İspanya Komünist Partisi’nin önemli temsilcilerinden biri haline getirdi. 1933 yılında Moskova’da gerçekleştirilen Komintern’e (Komünist Enternasyonal) delege olarak katıldı.

1936 yılında İspanya Temsilciler meclisine seçildi ve çalışma, barınma ve sağlık koşullarının iyileştirilmesi için mücadele verdi. İspanya İç Savaşı’nın patlak vermesinin ardından No Pasaran sloganı eşliğinde Cumhuriyetin savunusu için sesini daha da yükseltti. Konuşmaları toplumun büyük bir kısmını, özellikle kadınları, anti-faşist mücadele için bir araya getirdi. Cumhuriyetçi davanın başarıya ulaşmasına yardımcı olmak için Palmiro Togliatti gibi kişilerle beraber çeşitli komitelere katıldı.

Ancak, kanlı üç yılın ardından 1939 yılında Madrid’in düşmesiyle beraber Milliyetçi güçler galip geldi. Ibárruri politik faaliyetlerine devam edeceği SSCB’ ye iltica etti. Tek oğlu Rubén Kızıl Ordu’ya katıldı ve 1942’de Stalingrad savaşında öldü.

Enrique Líster, 1945’te Dolores Ibarruri’yi eski İspanya Komünist Partisi militanı Gabriel León Trilla’yı öldürtmekle suçladı.

1944 yılı Mayıs’ında İspanya Komünist Partisi’nin genel sekreteri oldu. Ölene kadar devam edeceği başkanlık görevini 1960 yılında devralana kadar genel sekreterliğe devam etti. Altmışlı yılların başında sovyet vatandaşlığına kabul edildi. Bu yıllarda politik başarısı Sovyetler Birliği tarafından kabul edildi ve Moskova Üniversitesi’nden fahri doktoralık unvanı aldı. Ayrıca Lenin Barış Ödülü (1964) ve Lenin Şeref Rütbesi’ne layık görüldü. Otobiyografisi No Pasarán 1966 yılında yayınlandı.

1975’te Francisco Franco’nun ölümünden sonra anavatanına geri döndü. Demokrasinin yeniden inşasından sonra 1977 Haziran ayındaki ilk seçimlerde Asturias bölgesini temsilen Cortes’e (İspanya Parlamentosu) milletvekili seçildi.

İbarruri, İspanya Komünist Partisi’nin [[Leninizm]’]i programından çıkaran, dolayısıyla Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığı savunan ilk komünist parti olmasından beri, Eurocommunism denilen akımın da kurucularındandır. Bu yönüyle revizyonist suçlamalarına maruz kalmıştır.

Ibarruri zatürre nedeniyle 93 yaşında hayatını kaybetti. Ernest Hemingway İspanya İç Savaşı’nı konu alan Çanlar Kimin İçin Çalıyor adlı romanında La Pasionaria’dan bahseder.

La Pasionaria heykeli faşizme karşı savaşmak için faşizme karşı mücadele için gitmiş olan bir İskoç bir adamın anısına Glasgow’daki Clyde caddesine dikildi.

La Pasionaria’nın Glasgow’da Clyde caddesinde bulunan heykeli, İskoçya’dan İspanya’ya faşizme karşı savaşmaya gitmiş olanların anısına ithaf edilmiştir.

kaynak:vikisosyalizm

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here