ABD’de iki kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan bir soygun nedeniyle tutuklanan Sacco ve Vanzetti isimli İtalyan kökenli iki anarşist, yedi yıl süren bir yargılama sürecinden sonra asılarak idam edildiler. Mahkeme boyunca suçsuz olduklarını söylediler, olayın gerçek failleri suçlarını itiraf ettiler, ancak tüm bunlar Sacco ile Vanzetti’nin idamına engel olamadı. Gerçek cinayeti ABD adaleti işlemişti.

Sacco+Vanzetti

20. yüzyılın başlarında Amerika Birleşik Devletleri’ne yoğun bir göç yaşanıyordu. Özellikle Avrupa’nın işsiz ve ekmeksiz kalan işçileri, köylüleri, yoksulları kendilerine “bir rüya” vaat eden Amerika’ya akıyor, gemilerden limanlara her gün yüzlerce umut dolu insan iniyordu.

Ancak bu insanlar Amerikan rüyası denilen şeyin aslında yoğun ve azgın bir sömürü olduğunu çok geçmeden anlayacaklardı. Göçmen işçiler en ağır, en kötü işlerde çalışıyor, yoğun bir sömürüye tabi tutuluyorlardı. Büyük şirketler her gün daha fazla kâr ederken, işçilerin durumu her gün daha kötüleşiyordu.

Bu azgın sömürü karşısında işçiler örgütlenmeye ve seslerini çıkarmaya başladılar. Amerikan egemenlerinin buna tepki göstermeleri fazla uzun sürmedi. 1920 yılına gelindiğinde işçi önderlerine, sendikalara ve komünistlere karşı büyük operasyonlar düzenlendi, binlerce kişi gözaltına alındı.

15 Nisan 1920’de Boston kentinde bir soygun sırasında bir cinayet işlendi. O yılların Amerikası için alışılageldik bir durumdu. Olayın ardından teşhis edilen üç kişiyi elinden kaçıran polis, iki göçmeni durdurdu. Silahlı olan bu iki göçmenin üzerinde bir anarşist bildirinin müsveddeleri vardı. Bu iki kişi; Nicola Sacco ve Bartolomeo Vanzetti’ydi. Birisi işportacı diğeri ayakkabıcı olan bu iki İtalyan göçmeni hemen tutuklandı. Onlar birer militan işçiydiler ve tutuklandıkları sırada, matbaada çalışan bir İtalyan gencin ‘intiharı’ üzerine düzenlenecek olan bir mitingin hazırlıklarıyla uğraşmaktaydılar.

Sacco ve Vanzetti’yi bundan sonra 7 yıl sürecek bir yargılama süreci beklemekteydi. Onlar, yalancı tanıkların, ırkçı mahkemelerin ve ölümün karşısında yıllar boyu mücadele ettiler. Yıllar boyunca dışarı mektuplar göndererek yaşadıkları haksızlığı tüm dünyaya duyurmak için uğraştılar.

Yargılama süreci bir komediden farksızdı. Jüri sözcüsü, her sabah mahkeme salonuna girdiğinde bayrak karşısında saygı duruşunda bulunan bir polis emeklisiydi. Jürinin tamamı varlıklı kişilerden oluşuyordu. Savcının konuşması üzerine yargıcın jüriye dönüp “Kararınızı verirken Fransa’da savaş alanlarında ölen yiğit askerlerimizi düşünün. Aynı vatanseverlik duygusuyla kararınızı verin” demesi, verilen kararın nasıl alındığının da bir göstergesi olarak kayıtlara geçirildi. Gerçekte cinayeti işleyen kişinin itirafı da sonucu değiştirmedi. Sacco ve Vanzetti elektrikli sandalye ile ölüm cezasına çarptırıldı.

Tüm dünyada dikkatle izlenen davada açıklanan idam cezası, dünyanın her yerinde yankılandı. Kararın durdurulması için aralarında H. G. Wells, George Bernard Shaw, Romain Rolland, Katherine Ann Porter, Sinclair Lewis, Marie Curie, Albert Einstein’ın da bulunduğu yüzbinlerce imza toplandı. İdamın gerçekleştirildiği 23 Ağustos gecesi New York’tan Paris’e, Havana’dan Amsterdam’a dünyanın pek çok kentinde büyük mitingler düzenlendi. Boston’da toplanan 250 bin kişiye polis ve asker saldırdı, pek çok kişi gözaltına alındı.

Sacco ve Vanzetti elektrikli sandalyede idamı beklerken, Nazım Hikmet onlar için şu dizeleri yazacaktı

”Yanıyordu kanlarında şavkı İtalya güneşlerinin
koştular temiz esmer alınlarla hayatın sesine,
dövüştüler yanında dövüşen kardeşlerinin.
Yeni dünyada düştüler eski zulmün pençesine!
Yedi yıl ölümün karşısında gülerek durdular.
Elektrikli iskemleye
kadife bir koltukmuş gibi oturdular.
Yürekleri dört bin volta yedi dakka dayandı.
Yandı yürekleri
yedi dakka yandı!..”

;Amerikan kapitalizminin 22 Ağustos 1927’de idam ettiği iki yiğit işçi sınıfı militanı Sakko ile Vanzetti’yi Nazım’ın dizeleriyle saygıyla anıyoruz.

*

John Beaz’ in Sacco ve Vanzetti için yazdığı şarkı :

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here