Bölge gerek coğrafi yapısı, gerekse merkeze uzaklığı nedeniyle merkezi otoritenin tam sağlanamadığı, ağalık tarzı feodal bağların kuvvetli olduğu bir yapıdaydı. Bu açıdan Osmanlı döneminde de bölgede pek çok ayaklanma yaşanmıştır. Dönemin içişleri bakanlarından Şükrü Kaya 1876 yılından beri bölgeye 11 askeri harekat düzenlendiğini; ancak bir çözüm sağlanamadığını belirterek, bölgenin bu alandaki geçmişini ortaya koyar. Dersim ayaklanmaları olarak adlandırılan, bölgedeki isyanlar arasında bir önceki 1916 yılında meydana gelmiştir.

Ermeni Tehciri sırasında da bazı Dersimli Alevi Zaza aşiretler, Dersim Ermenilerini Osmanlı hükumetine teslim etmeyi reddetmiş ve Ermeni kaynaklarına göre 20.000 ile 36.000 arası, Dr. M. Nuri Dersimi‘nin anılarında yazdığına göre binlerce savunmasız Ermeni ailesinin güvenli olarak kaçmasını sağlamışlardır. Dersimlilerin 1915 Ermeni Tehciri sırasında takındıkları tutum onların imhasında ayrı bir rol oynamıştır. Yine Nuri Dersimi’ye göre, 1915’te çevre vilayetlerden 30.000’den fazla Ermeni sığınmaları için Dersimliler tarafından Dersim’e getirilmiştir.

Bunun yanında Rus işgaline karşı Dersimliler, Osmanlı hükumeti ile bir anlaşma yaparak özerklik vaadi içinde “savunma savaşı”na girerler.Osmanlı idaresinden aldıkları silah-mühimmatla, doğrudan Osmanlı ordusunun emrine girmeden Ruslara karşı durma karşılığında Dersimlilere “bağımsız çatışma hakkı” tanınır. Ruslar geri çekildikten sonra Osmanlı idaresi tarafından Dersimlilere ve bu aşiretlere madalya ve hediyeler verilir. Seyit Rıza ise ayrıca ödüllendirilerek Erzincan‘da “İl İdaresi Üyeliği”ne atanır. Dönemin Erzincan valilerinden Sabit Bey yazdığı bir mektupta Seyit Rıza ile ilgili olarak “şimdiye kadar bize din ve namusuyla hizmet etti” ifadesini kullanır. Dersim olaylarının meydana gelmesinde Dersim aşiretlerinin ve önde gelenlerin Ermeni Tehciri‘nde Ermenileri kurtarmış olmalarının, Rus işgaline karşı kendilerine vaat edilen özerklik durumları ile daha önceki Koçgiri İsyanı‘ nın etkisi olduğu düşünülür.

İsyancılar, Şeyh Hasan aşiretine mensup olan Abasan Aşireti reisi Seyit Rıza önderliğinde, askere gitmek ve vergi vermek istemeyen diğer aşiretlerce de desteklenince yaklaşık 6.000 kişilik bir grup isyancılara katılmıştır.

seyit-riza_284372

Dersimlilerle ilgili raporlar

1920’lerin ikinci yarısından sonra Dersim bölgesini tanımaya yönelik pek çok rapor hazırlanmıştır. Özellikle Hamdi Bey’in 2 Şubat 1926 tarihli raporu, “Dersim gittikçe Kürtleşiyor, mefkureleşiyor, tehlike büyüyor. Dersim, hukumeti Cumhuriyet için bir çibandır. Bu çiban üzerinde kati bir ameliye ihtimalatı elimeyi önlemek, selameti memleket namına farzı ayindir” tespitiyle başlıyordu .İsmet İnönü “Doğu raporları”nda “Erzincan beyleri Dersimlileri maraba adıyla çalıştırıyorlar. Bu bir nevi Erzincan beylerinin Kürt himayesine sığınmasıdır”, Genel Müfettiş Cemal Bardakçı, “Dersim’deki huzursuzluğun sebebi açlıktır”, Fevzi Çakmak ise “Dersimlileri askere almayın, silah kullanmayı ve savaş taktiklerini öğrenirlerse bize saldırırlar” diyecektir. Fevzi Çakmak aynı zamanda, Dersimlilerin okşanmakla kazanılamayacığını, silahlı kuvvetlerin müdahalesinin Dersimli’ye daha çok etki edeceğini bildirmiştir.

Raporlarda en çok üzerinde durulan noktalar ise, aşiretlerin birbiriyle olan ilişkileri, hangi aşiretin hangi dili (Zazaca, Türkçe) konuştuğu, aşiret yapıları, Dersim’ lilerin gelenek ve görenekleri, aşiretlerin coğrafi sınırları ve nüfuzları, Dersim’in stratejik noktalarıdır. Bunlar üzerine raporlar sunulmuştur ve başarılı bir Dersim Harekâtı için gereken önlemler bu raporlarda tespit edilmiştir.

by_6904dersim-katliam-inonuKATLİAMDAN BİR KARE

Tunceli Kanunu

25 Aralık 1935 tarihinde, 2884 sayılı Tunceli Vilayeti’nin İdaresi Hakkında Kanun çıkarıldı ve 4 Ocak 1936 tarihinde Dersim Vilayeti’nin adı Tunceli Vilayeti oldu.

Yasanın uygulanmaya başlamasıyla 1937 başlarında yeni olaylar çıktı. Bölgede güvenlik sağlanamadı ve hükûmet otoritesi kurulamadı.

fft5_mf855432

DERSİM’LİLER ÖLÜME YÜRÜRKEN

Dördüncü Umumi Müfettişlik

Dinî ve etnik azınlıkların Türkleştirilmesi sürecinde otoriteyi sağlamlaştırmak amacıyla TBMM 1164 sayılı ve 25 Haziran 1927 tarihli kanunu çıkardı. Bu kanuna göre kurulan umumi müfettişliklerin geniş yönetsel, askerî ve yargısal yetkileri vardı. 1 Ocak 1928 tarihinde Diyarbakır, Elâzığ, Urfa, Bitlis, Van, Hakkâri, Siirt ve Mardin illerini kapsayan ve merkezi Diyarbakır‘da bulunan Birinci Umumi Müfettişlik kuruldu.. Ve Trakya’da yaşanan pogromlardan önce 19 Şubat 1934 tarihinde, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ve Çanakkale illerini kapsayan ve merkezi Edirne‘de bulunan İkinci Umumi Müfettişlik kuruldu. 25 Ağustos 1935 tarihinde Ağrı, Kars, Artvin, Rize, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan ve Erzurum illerini kapsayan ve merkezi Erzurum‘da bulunan Üçüncü Umumi Müfettişlik kuruldu. 6 Haziran 1936 tarihinde tarihî Dersim Bölgesi (Tunceli, Elazığ ve Bingöl) ni kapsayan ve merkezi Elazığ‘da bulunan Dördüncü Umumi Müffetişlik kuruldu ve Umumi müfettişliğe Korgeneral Abdullah Alpdoğan atandı.

1936 yılında açılan dördüncü umumi müfettişliğin başına getirilen Korgeneral Abdullah Alpdoğan, mahkeme kararlarını imzalamaya, düzeni ve güvenliği sağlamak açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri, il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye ve il sınırları içinde oturmalarını yasaklamaya da yetkiliydi.Mustafa Kemal Atatürk, 1 Kasım 1936 tarihinde yaptığı TBMM konuşmasında Dersim’deki ağalık düzeni sorununu Türkiye’nin en önemli iç sorunu olarak tanımladı.

Öte yandan Hasretyan’ın kitabında yer alan bilginin aksine Atatürk’ün 1 Kasım 1936 tarihli TBMM konuşmasında toprak ile ilgili konuşurken “Dersim” hatta “ağalık düzeni” bile dememiştir. Günümüz Türkçesi ile bu bölüm:

Toprak Kanununun bir sonuca, varmasını, Kamutayın yüksek çalışmalarından beklerim. Her Türk çiftçi ailesinin geçineceği ve çalışacağı toprağa sahip olması, kesinlikle gereklidir.Vatanın sağlam temeli ve imarı buna dayanır. Bundan başka, büyük araziyi modern araçlarla işletip vatana fazla üretim sağlanmasını da özendirmek isteriz.

DERSİM’DE İSYAN

Katliamı anlatan bir gaztece manşeti

Katliamı anlatan bir gazete manşeti

Harekatı Tetikleyen Olaylar

Sahada bulunmayan İhsan Sabri Çağlayangil‘in bir ifadesine göre, 1937 yılında Atatürk Singeç Köprüsü’nün açılışını yapmak üzere Dersim’e gelecekti. Bu köprünün bir ucunda güvenliği sağlamak amacıyla bir askeri karakol bulunuyordu. İsmail Hakkı adlı bir teğmen’in komutasındaki karakola isyancılar tarafından saldırı düzenlendi. Karakol yakıldı ve 33 askerin tümü öldürüldü Ancak 33 asker tek bir baskınla ölenlerin değil, 1937 yılının Temmuz ayı sonuna kadar öldürülenlerin toplam sayısıdır.

27 Mart 1937 tarihinde Tunceli-Erzincan yolundaki bir köprü Haydaran ve Demanan aşiretleri tarafından yakılır. Diğer Türk Birlikleri ile bağlantı kurulmasın diye Dersimli gruplar tarafından bölgenin telefon hatları kesilir. Jandarma birliklerine pusu kurulur. Pax bucağı karakoluna baskın düzenlenir. Seyit Rıza bizzat Sin Karakolu’nun da basılması için asi milislere emir verir. Bölgedeki 9. Seyyar Jandarma Taburu’na da baskın düzenlenir. Kendi vatandaşlarından kurulu düzensiz gerilla kuvvetlerine karşı savaşmak üzere eğitilmemiş ve bu yönde bir hazırlığı olmayan askeri kuvvetler kendilerini korumakta zaafiyet içine düşerler. Birçok askeri birlik basılarak askerler öldürülür ve yaralanır. Asiler Mazgirt Köprüsü’nü tahrip ederler.

Askerî Harekâtlar Başlar

Birinci Dersim Harekâtı

Mustafa Kemal Atatürk ve Sabiha Gökçen (17 Kasım 1937, Pertek Halkevi‘nin önünde).
Sabiha Gökçen’e bir röportajında Atatürk’ün olaylara bakış açısı ve bölgeye ne zaman geldiği sorulmuş ve bunun üzerine Gökçen şunları ifade etmiştir: “1937 sonlarına doğru. Pertek’te bir köprü yapılmıştı, onun açılışı dolayısıyla Atatürk gelmişti. Yani bu mevzular görüşülmüyordu. Arazide geziler yapıyorduk bazen Atatürk ile. Ben gösteriyordum yerleri, şurası şudur burası budur diye.

General Abdullah Alpdoğan’ın düzenlediği ilk harekât başarısızlıkla sonuçlandı. Aşiretler ise bunun verdiği moralle tamamen silahlandı. Bu yüzden isyanı bastırmak iyice zorlaştı. Abdullah Alpdoğan yanına aldığı 50.000 asker (üç kolordu ) ile bölgeye gitti fakat dağları bir türlü aşamadı. Bunun sonucunda bir hava saldırısı gerektiğine karar verdi. Gerekli onayı alınca Sabiha Gökçen‘i davet etti. Sabiha Gökçen de kabul edip Hava Kuvvetleri’nden 3 uçak filosu ile havadan saldırı gerçekleştirdi. İsyancıların saklandıkları en büyük yer olan Laş mevkiini bombaladı.

73157-dersim-de-en-agir-zayiat-sabiha-gokcen-in-bombasi-verdi

Dersim de en ağır zayiatı Sabiha Gökçen in bombası verdi

Yapılan harekât başarılı olmayınca, askerler bölgeye girmeyi başaramadı. 13 Eylül 1937’de anlaşmaya çağrılan Seyit Rıza tutuklandı. Askeri harekâttan sonra yapılan yargılama 15 Kasım 1937’de sona erdi. 11 kişi idama mahkûm oldu, fakat yaşların geçkin olmalarından dolayı içlerinden dördü hakkında idam cezası 30 sene ağır hapse tahvil edildi. 10-12 Eyül 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza barış görüşmesi için Erzincan Vilayet konağına geldi ve o arada tutuklandı.Ertesi gün, Elazığ’da bulunan Umumi Müfettişliğe nakledildi ve 15 – 18 Kasım 1937 tarihleri arasında Seyit Rıza ve Halvori gözeleri’nde toplantı yapan 6 kişi idam edildi. Çok sayıda ayaklanmacı değişik hapis cezalarına çarptırıldı.

Asılan kişiler şunlardır:

  • Seyit Rıza
  • Resik Hüseyin (Seyit Rıza’nın oğullarından, 16 yaşında)
  • Seyit Hüseyin (Kureyşan-Seyhan aşiret reisi)
  • Fındık Ağa (Yusfanlı Kamer Ağa’nın oğlu)
  • Hasan Ağa (Demenan aşiret reisi Cebrail Ağa’nın oğlu)
  • Hasan (Kureyşanlardan Ulkiye’nin oğlu)
  • Ali Ağa (Mirza Ali’nin oğlu)

17 Kasım 1937 tarihinde Mustafa Kemal, Diyarbakır’dan Elâzığ’a geldi ve Tunceli’nin Pertek kazasına geçerek Murat Nehri üzerindeki Singeç Köprüsü’nün açılış törenine katıldı

İkinci Tunceli Harekâtı

Ancak olaylar durulmadı ve 1938’de Kureyşan aşireti intikam için diğer aşiretleri silahlanmaya davet etti.

Başbakan Celal Bayar (görev süresi: 25 Ekim 1937 – 25 Ocak 1939) Dersimli isyancılara karşı saldırıyı onayladı ve İkinci Tunceli Harekâtı (2 Ocak – 7 Ağustos 1938) başlatıldı.

Üçüncü Tunceli Harekâtı

10-17 Ağustos 1938 tarihinde Üçüncü Tunceli Harekâtı düzenlendi.

dersimasker

Temizleme harekâtı

6 Eylül’de başlayan temizleme operasyonları 17 gün boyunca devam etti.Direniş amacıyla kırsal alanda kalanların direnişi ise 1948’e kadar sürmüştür.

Harekât sırasında basın üzerinde baskı vardı, 13 Eylül 1938 tarihinde Dersim’de zehirli gazlarla katliam yapıldığı yönünde haber yapan Köroğlu adlı bir gazete hemen kapatıldı. Harekâtın lehinde yayın yapmak ise bir süre sonra serbest bırakıldı.

Hava kuvvetleri

Muhsin Batur, Dersim üzerinde yaklaşık iki ay görev yaptı. Fakat hatıralarında okurlarından özür dileyerek hayatının o bölümünü yazmayacağını açıkladı.. Nuri Dersimi, Türk hava birimlerin zehirli gaz bombasını attığını aktardı.Sabiha Gökçen ise, olaylarla ilgili olarak 1956 yılında Halit Kıvanç’a verdiği bir röportajda; “Canlı ne görürseniz ateş edin! emrini almıştık. Asilerin gıdası olan keçileri dahi ateşe tutuyorduk” demiştir.

Harekâtın sonuçları

Hukukçu yazar Hüseyin Aygün, Dersim Harekâtı ve sonuçları hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı bir araştırma olarak nitelendirilen Dersim 1938 ve Zorunlu İskân adlı kitabında, isyanın açıkça kışkırtılarak çıkarıldığını, Cumhuriyet dönemi ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine uğradığını, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenlerin eziyete ve kıyıma maruz kaldığını, binlerce sivil vatandaşın öldürülmüş ve kalan on binlercesinin de sürgün edilmiş olduğunu belirtmiştir.

Bölgeden Ankara’ya gönderilen raporlarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere insanların zehirli gaz ve yangın bombaları kullanılarak imha edildiği yazılmaktadır. 30 Mart 1937’de, Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğan’ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde şu yazı geçmektedir: “Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa’dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim.

Askerî harekât, her ne kadar bazı aşiretleri sürgün etse de, harekât 1938 yılının sonuna doğru sona ermiştir. Harekât sonucunda 13.160 ile 40.000 arasında sivil ölürken, 2248 hane, 11.818 kişi başka yerlere sürgün edilmiştir.

Olaylardan önce ve sonra Tunceli il nüfusu
1935 1940
101.099 94.639
Nüfusun Azalmasındaki Etkenler
Toplam Kayıplar Sürgünler
13.160 11.818

Güncel gelişmeler

Dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Kasım 2011 günü yaptığı konuşmada, 9 Ağustos 1939 tarihli bir belgede Dersim’de 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünün ifade edildiğini belirtmiş ve Dersim’de yaşananlar için; “eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum” diyerek “devlet adına” özür dilemeyi kabul edebileceğini belirtmiştir.Başlangıçtan Günümüze Dersim Tarihi kitabının yazarı tarihçi Ali Kaya’ya göre, harekatın sorumlusu dönemin Başbakanı Celal Bayar’dır. Asıl yaşanan büyük olayların daha çok 15 Mayıs-15 Eylül 1938 tarihleri arasında meydana geldiğini belirten Ali Kaya, Atatürk’ün o dönemde ciddi olarak hasta olduğunu, doktor raporlarının bulunduğunu ve Atatürk’ün son gelişmelerden haberi olmadığını ileri sürmüştür.12 Kasım 2014’te CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu “Acı duyan herkesten, ölen her insandan, sürgün edilen her insandan CHP adına da özür diliyorum” diyerek olan olaylarla ilgili partisi adına özür diledi.


 

 

KAYNAKLAR
  • Hüseyin Aygün, Dersim 1938 ve Zorunlu İskân, Dipnot Yayınları, ISBN 9789759051570
  • Vet. Dr. M. Nuri Dersimi, Hatıratım, Geliştirilmiş Yeni Basım (İlk baskı: Roja Nû Yayınları, İsveç, 1987), Öz-Ge Yayınları, Ankara, 1992.
  • Dr. Nuri Dêrsimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, Doz Yayınları, Eylül 2004, ISBN 975-6876-44-1
  • M. Kalman, Belge ve tanıklarıyla Dersim Direnişleri, Nûjen Yayınları, İstanbul, Ekim 1995.
  • Munzur Çem, Tanıkların Diliyle Dersim ’38, Pêrî Yayınları, İstanbul, Mart 1999, ISBN 975-8248-19-8.
  • Celal Yıldız, Dersim Dile Geldi, Tij Yayınları, İstanbul, 2003.
  • Dr. Hüseyin Çağlayan:, 38 ra jü pelge, Tij Yayınları, İstanbul, 2004.
  • Dr. Hüseyin Çağlayan Belge ve tanıklarıyla DERSİM DİRENİŞÇİLERİ
  • Meyer Georges, Trois corps d’armée turcs concentrés dans la région de Dersim, communiqué du Caire, Paris, Le Figaro, 30 août 1938
  • Bilal Şimşir, Kürtçülük Cilt II
  • Vikisosyalizm
  • Jandarma Genel Komutanlığının Raporu: Dersim, Kaynak Yayınları
  • Hüseyin Aygün, Dersim 1938 ve Zorunlu İskan, Dipnot Yayınları
  • Celal Yıldız, Dersim Dile Geldi 1938’in Çocukları Konuştu, Su Yayınları
  • Karerli Mehmet Efendi, Yazılamayan Tarih ve Anılarım, Kalan Yayınları
  • Ebubekir Pamukçu, Dersim Zaza Ayaklanmasının Tarihsel Kökenleri, Yön Yayınları, 1992
  • Ali Kaya, Dersim Tarihi, Can Yayınları
  • Munzur Çem, Tanıkların Diliyle Dersim 38, Pêri Yayınları
  • Vecihi Timuroğlu, Dersim Tarihi, Yurt Kitap
  • Suat Akgül, Amerikan ve İngiliz Raporları Işığında Dersim
  • Faik Bulut, Dersim Raporları, Evrensel Basım Yayın
  • Naşit Hakkı Uluğ, Derebeyi ve Dersim, Kaynak Yayınları
  • Mehmet Yıldız, Dersim’in Etno-Kültürel Kimliği ve 1937-1938 Tertelesi, Chiviyazıları Yayınevi, 2014, ISBN 978-605-4549-00-6
Zazaca

Bu kaynaklar daha çok dönemin tanıklarıyla yapılan röportajlardan oluşur, tanıkların çoğu Türkçeyi iyi konuşamadığı için röportajlar orijinal diliyle yayınlanmıştır.

  • 38 Ra Jü Pelge, Hüseyin Çağlayan, Tij Yayınları
  • Kulê 38i, Munzur Çem, Pêri Yayınları
  • Dersim’ra ve Dare Estene Seyit Rıza, Mehmet Gülmez, Zed Yayın
  • Roê Kırmanciye, Cemal Taş, Tij Yayınları
Almanca
  • Schulz-Goldstein, Esther: Die Sonne blieb stehen. Band 2. Das Dêsım Genozid. Novumverlag.com 2013.
Belgeseller
  • Kara Vagon, Yönetmen: Özgür Fındık, 2011
  • İki Tutam Saç: Dersim’in Kayıp Kızları, Yönetmen: Nezahat Gündoğan, 2010.
  • Kırmızı Kalem, Qelema Sure, Yönetmen: Özgür Fındık, 2009.
  • 38, Yönetmen: Çayan Demirel, 2006.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here